Babaya Mektup

Başlık biraz Franz Kafka’yı andırsa da gerçekte işin aslı öyle değil. Bildiğiniz gibi Babalar Günü yaklaşıyor. Minikler ile otururken aklıllarına babalarına mektup yazmak geldi. İyi dedim getirin malzemeleri yazalım. Bir hevesle ikisi de koşa koşa kağıt, kalem, sticker ellerinde ne varsa getirdiler.

 

İşe koyulmadan önce hatıra olması açısından resimlerini çektim. İleri de onlar için çok önemli bu anlar. Keşke benim de şimdi ki çocuklar kadar resimlerim, videolarım olsa. Bir kaç tane var sizlere yazının sonuna ekleyeceğim. Sonuçta büyük olsam da bugün onlarla beraber küçüktüm aslında. Şimdinin çocukları çok şanslı çok, neyse devam edelim. AZRA’mız anaokulunu geçen gün bitirdi. ATA ise resimde de gördüğünüz gibi henüz çok küçük. Bu iki miniğin mektup yazma heveslerini görünce hem şaşırdım, hem de çok mutlu oldum. Biliyorsunuz artık mektuplaşmak, duyguları kağıda dökmek eskisi gibi kalmadı.

 

ATA yazmayı henüz bilmediğinden biraz çekindi. Yazamayacağı için de ablasını yazarken izlemek istedi. Ben de yapışkanlı süslemeleri görünce ona babasına duygularını yapışkanlı süslerle ifade etmesini söyledim. Bana demesin mi “Yazmakla yapışkanlı süs bir değil!” diye. Şimdi ki çocuklar akıllı tabii öyle hemen kandıramıyorsun. Onu zar zor ikna ettim. Oda başladı yapışkanlı süslerden özenle seçmeye. Şimdi biraz büyük erkeklere özeniyor kendisi o yüzden süsleri de erkeklerin kullandığı süsler olcakmış! Kokunçlu, iskeletli ne varsa yapıştırdı. “Ata” dedim “hani duygularımızı ifade edecektik“. “Ettim ya!” demesin mi? Bir şey diyemedim tabi.

ATA mektubunu AZRA’dan önce bitirdi, güzelce katladı odasında babalar günü gelene kadar saklamaya kaldırdı.

AZRA düşünüyor tabi. Kız kısmı biliyorsunuz biraz detaycı ve özenli. Biraz yardım alarak başladı oda kendi kendine yazmaya. Annesine de yazmak istedi attı iki kağıda da Annem/Babam diye başlık, başladı yazmaya.

Babalar günü dedik, gitmiş annenin mektubunu çekmişim! Olsun amacımıza ulaştık nede olsa. Mektuplarımızı yazdık, bu sayede mektuplaşma hakkında biraz konuştuk. Mektup hakkında ufak tefek bilgilerde edindik. Daha ne olsun! Fırsat bu fırsat AZRA ve ATA’ya @miniklady teyzeleri ile beraber tüm gün onların günü ilan edeceğimiz, ne isterlerse yapacağımız bir gün belirledik. AZRA kız kıza takılmayı çok seviyor bizimle. Onun hayali kız kıza takılmak ama ATA durur mu? “Hep kız kıza takılınmaz dimi Emel Teyzee” dedi. Doğal olarak biz de hak verdik. İkisine özel bir gün ilan ettik.

Çocuklarla çocuk olmayı çok seviyorum. Özellikle bu ikisi ile vakit geçirmekten çok keyif alıyorum.  Öz teyzeleri değilim belki ama inanın öz yeğenlerimmiş gibi çok seviyorum onları. Görmediğim zamanlar öyle özlüyorum ki anlatamam! Sizleri çok seviyorum canlarım benim.

 

Size yazının bir yerinde minik TUĞBA‘yı paylaşacağım demiştim.

Çocukluğumdan beri çorap giymekten nefret ederim. Bu yüzden resimlerimde çoraplı halimi bulmak neredeyse imkansız. Martı kaşlarıma ne dersiniz?

Yanaklarım küçükken de şimdi de hala kırmızı. İnsanın kendi küçüklüğüne bakması ne tuhaf. Büyüyünce yaşadıkların, üzüldüğün şeyler falan hep değişiyor. Küçüklüğüm baktığım zaman ister istemez üzülüyorum.

Siz kendisini @kucukprens olarak bir yerlerde görmüşsünüzdür mutlaka. İşte o küçük prens var hani, o küçük prens, bu küçükprens!  Gördüğünüz gibi çoraplar yine yok! Çoraba karşı doğmuşum resmen!  Sizler sayesinde eskileri yaad etmiş oldum.

Bu arada aramızda baba olanlarınız var ise, şimdiden BABALAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN!

Sevgiler,

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir