90’larda Çocuk Olmak #2 / OYUNCAKLAR

Dün yazdığım yazı ile 90’lı yıllara zaman yolculuğuna çıktık. O döneme ait dizi, film ve çizgi filmleri sizlerle paylaştım. Bugün de aynı döneme ait oyuncaklar hakkında yazı hazırladım. O dönemlerde oynadığımız oyuncaklar ile beraber çocukluğumuza dönmeye hazır mıyız?

90’lı Yıllara Ait Oyuncaklar

Source

Bayram sabahları bakkallar bu patlayıcılarla dolup taşardı. Topladığımız harçlıklar ile kız kaçıran, füze, çatapat, torpil, mantar tabancası falan alırdık. Ben en çok çatapat denen şeyi severdim. Taşa sürttüğüm de çıt çıt patlardı. Diğer patlatıcıları erkek çocuklar daha çok tercih etseler de kız çocuklarında oynadığını hatırlıyorum.

 

Source

Tetrisi olmayan hiç bir çocuk yoktu. Bize nereden geldiğini bilmediğim bu oyuncağı abim çok oynardı. Bazen ben de oynamak için alsam da sinirlenir bırakırdım.

 

Source

Tangle, bir çok çocuğun biriktirmek için canını dişine taktığı bu oyuncak o dönemlerin en sevilen oyuncağıydı. Benim için lüks bir oyuncak sayılırdı çünkü o dönemler öyle doya doya kola satın alamıyorduk.

 

Source

Kanlı göz,  Slime’ın 90’lı yıllarda piyasaya çıkmış atası olarak kabul edebilirsiniz. O dönem bu oyuncak yüzünden abim ile beraber babamdan bir güzel dayak yemiştik. Jölemsi kıvamda ki bu oyuncakların içerisin den göz gibi ilginç şeyler çıkıyordu. Yapısı da sümük gibi jel bir kıvamda olduğu için annelerimiz hiç sevmezdi. Hatırladığım kadarı ile yeşil sümük renginde de olanı vardı. Bu oyuncakla bir yerimiz kanamış şakası falan yapardık. Şimdi baktığımızda kimyasal maddeler barındırsa da ve görüntü olarak sakıncalı dursa da, o dönem favori oyuncaklarımızdan olmuştu.

 

Source

Scooter, o dönemler pahalı olan bir oyuncaktı. Bizim maddi imkanımız pek yoktu ve normal şartlarda alamazdık ama bakkalımız da kazı kazan gibi bir şey vardı. Üç yıldız aynı sırada denk getirirsek hediyelerinden bir tanesi de Scooter’dı. Ben de şansıma üç yıldızı denk getirmiş ve böyle bir Scooter’a sahip olmuştum.

 

Source

Vampir Takma Diş, 90’lı yıllarda ki her çocuğun mutlaka bir kere de olsa satın aldığı bir oyuncak. Pek hijyen olmasa da o dönemin en ucuz oyuncakları arasındaydı.

Source

Pokemon‘nun popüler olduğu dönemlerde çıkmıştı bu TASO‘lar. O zamanlar cips paketleri içerisinden çıkıyorlardı. Cips paketinin üzerinde boş yok yazmasına rağmen, biliyorum hepimiz o cips paketlerini garantiye almak için mıncıkladık. Bazen üstüne atıp ters dönmesini sağlayarak oynardık. Bazen de en kenarından başka bir taso yardımı ile çıt diye basarak çevirmeye çalışırdık. Erkek çocukları tercih etse de, çocukken tüm erkek oyunlarını oynadığım gibi bunlarla da oynadım.

 

Source

Bilyeli Araba, çocukluğumuzun akülü arabası desek daha doğru olur. Ben ismini Bilyeli olarak biliyorum ama yörelere göre ismi farklılık gösterebilir. Abim henüz 12 yaşındayken kendi bilyeli arabasını yapmıştı. Onun sayesinde evimizin yanında ki büyük yokuştan sırası ile kayardık. Hiç sakatlandığımı ve yaralandığımı hatırlamıyorum. Şimdi tehlikeli gözüküyor ama bize çocukken hiç tehlikeli gelmiyordu. Şimdi ki çocukları anneleri, “aman düşmesin” diye göz hapsine alıyor. Bizim zamanımız da annelerimiz ev işlerinden bizimle pek ilgilenme fırsatı bulamıyorlardı. Bizler de sokaklarda özgürce hareket ediyorduk. Düşüyorduk belki ama kendi kendimize kalkıyorduk. O zamanın tüm çocuklarının dizleri sürekli yara olur, o yara kabuk bağlayıp tam düzelecek derken, tekrar düşerdik. Ve diz yaralarımız asla iyileşmezdi. Her şeye rağmen kendi kendimize büyüdüğümüz o dönemler benim için daha güzeldi.

Source

Sanal Bebek, 90’lı yıllar da hayvan beslemek isteyen ama ailesi izin vermeyen çocuklar için tercih edilen bir oyuncaktı. Benim yoktu ama ara sıra oynamam için arkadaşım bana kendi sanal bebeğini verirdi. Büyütmek için seçim yapacağınız hayvan sınırlı sayıda olurdu. Seçtikten sonra yumurtadan çıkmasını beklerdik. Sonra beslemesi, altını alması derken keyifle vakit geçirirdik. Benim kendime ait hiç sanal bebeğim olmadığı için bazen acaba alsam mı diye düşünüyorum. Hala satılıyor mu bilmiyorum ama satılıyorsa almak isterim.

 

Source

Stres Yayı, o dönemim tüm kızlarında vardı. Yeniyken oynaması çok güzeldi ama oynadıkça çok çabuk bozulurdu. Birbirlerine karışır düzeltmek için uğraşırdık.

 

Source

Futbolcu Kartları, erkek çocukların en sevdiği oyuncaklardı. Ağabeyim de sayısızca futbolcu kartı vardı. Kare şeklinde içerisinde sakızla beraber kutu halde satılırdı. Ne kadar erkekler için olsa da ara sıra bende oynardım. Benim hatırladığım kadarı ile kaç tanesine oynanacaksa, iki kişi o kadar kartları ters şeklinde üst üste yere koyardı. Ardından sırası ile avuç içi ile vurulur ters dönene kadar oynanırdı. Kim ters döndürürse o dönenleri kazanır ardından tekrar vurmaya devam ederdi. Ellerimizin yaralar olduğunu hatırlıyorum. Sanırım bir de iskambil oyunu gibi tek tek yere açık halde üst üste dizerek oynanırdı. Köşelerde bulunan sayılara göre en yüksek kimse o kazanırdı. Sizler nasıl oynuyordunuz?

 

Source

El Sineması, bunun bir benzerini hacca giden nenelerimiz, dedelerimiz getirirdi.  Bir çok evde bu oyuncaktan vardı. İçerisinde yandan bastıkça değişen 3boyutlu manzara resimleri bulunuyordu.

 

Atari, zamanımızın ilk teknoloji oyuncağımızdı. Hatırlıyorum da bu atariyi almak için, abim bisikletini satmıştı. Onun sayesin de bizim de atarimiz olmuştu. Ondan fırsat buldukça sevdiğim oyunların kasedini takıp oynardım. Atari kasetleri de şu şekildeydi; Super Mario, Duck Hunt, Road Fighter, Circus, Bomberman, Street Fighter, Mortal Kombat, Formula 1, benim hatırladıklarım bunlar. Aralarında en çok oynadıklarım ise, Super Mario; Ah o prenses yok mu o prenses. Müziği bile hala kulaklarımda. Duck Hunt, tabanca ile kuşları vurduğumuz bu oyunu da çok severdim. Hedefi ıskaladığınız da, kıs kıs gülen köpeğe ne demeli? Bu iki oyunu çok severdim ama sokak dövüşü ve araba yarışlarını da oynardım.

 

Bugünlük 90’lı yıllara geçişimizi tamamladık. Yarın o dönemlere ait sokak oyunlarımızı sizlerle paylaşacağım.

Sevgiler,

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir