90’larda Çocuk Olmak #3 / Being a child in the 90’s

90’lı yıllarda çocuk olmak serisi çok güzel dönüşler aldı. Benim gibi bir çoğunuz bu yazılar sayesinde çocukluğumuza gitti. Şimdi ise o dönemlerde sokaklarda oynanan oyunlar ile sizleri o günlere döndürmek istiyorum. O dönemler de en sevdiğimiz şeylerden birisi de sokaklarda özgürce oynamaktı. Tüm vaktimizi annelerimizi bıktırana kadar, sokaklar da çeşitli oyunlar oynayarak geçirirdik.

 

MİSKET

Kim derdi ki bir cam parçası bir çocuğu dünyanın en mutlu insanı yapsın. İşte misket o zamanın çocukları için böyle bir şeydi. Ben bile misket oynadığımı hatırlıyorum. Beyaz porselen misketler vardı onların ismi sanırım kemikti. Hatırladığım kadarı ile de en değerlileri onlardı. Bir de Birlik’ler vardı, en değersizleri ama atış için en çok kullanılan misketler. Bir çoğumuzun uğur olarak kullandığı birlik misketler de çok değerliydi bizler için. Ayak topukları ile açılan kuyu da kuyu oyunu oynanırdı. O kuyuda ki misketleri çıkarana kadar sürerdi oyun. Bazen de sırası ile dizer başta ki misketi vurmaya çalışır vurduktan sonra hepsini kazanırdık. Bir de en sık oynadığımız üçgen(mors) oyunu vardı. Üçgen çizer üç köşeye misketleri koyar ardından kalanı da ortaya rast gele koyardık.

Bizim için en önemli şey ÜTMEK olurdu. Kimisi hile yapardı. Komşu oğlu, plastik terliğinin altını delip oyun aralarında gezerek çaldığı misketleri de hatırlıyorum. Şimdi düşünüyorum da ne kadar erkek oyunu var hepsini oynamışım. O dönemler kız erkek oyunu diye bir şey yoktu gerçi. Herkes her oyunu oynardı. Ütülünce de doğru koşa koşa bakkal amcaya gider yeni misketler alırdık. Ben para vermek yerine abimin misketlerini aşırırdım. Kıyamam hatırlıyorum da misket oynamaktan elleri hep yara olmuştu. Şimdi olsa onun misketlerini araklamazdım. Şu an inanın o günleri yeniden yaşamış gibi oldum. Misket, sanırım o dönemin en çok sevilen oyunlarının başında geliyor.

Misket oyununda hatırladığım terimler ise ; Gaflik, kemik, başaltı, tumba, birlik, beşlik, eneklik bilye(atış için ele oturan bilyelere denirdi) çerçöp, mum direk.

 

Mahalle Maçları

Source

Mahallemizin çocuklarının, başka bir mahalleli çocuklarla yaptığı maçlar olurdu. O maçlar çok ciddiye alınır mutlaka karşılığında(gazoz,kola,kek) bir şeyle oynanırdı. Biz kız çocukları da, mahallemizin çocuklarına destek çıkmak için orada bulunurduk. Kale ise mutlaka taşlardan kurulurdu. En önemli kuralları ise topu kaçıranın almasıdır. Mahalleden araba geçiyorsa oyun bir sürelik durmak zorunda kalır. Büyük abilerin siz hepiniz ben tek diyerek oynamak istemeleri de efsaneydi.

Diyaloglar ise;
Topu kaçıran alır. Boyu geçti gol değil!
Duvardan gol olmaz!  Ben geçiyorum kaleye!
Abanma lan! Siz hepiniz ben tek!
El var el! Yaş mı kuru mu?
Kaleci Oyuncu. Basarsan alırsın!

 

Saklambaç

Source

Mahallemizin büyük küçük tüm çocukları ile beraber oynadığımız en güzel oyundu. Çok fazla kişi ile beraber ve geç saatlerde oynandığında inanılmaz keyifli bir oyun oluyordu. Ebenin saymasını bitirdikten hemen sonra “önüm, arkam, sağım, solum, sobe! Saklanmayan ebe!” deyip saklananları araması ile başlardı oyun. Hırkalarımızı bir arkadaş ile değiştirip ebeyi şaşırttığımızı hatırlıyorum. Ben sanıp başka isim söylediğin de ise hep bir ağızdan “çanak çölek patladııııı” diye bağırır herkes saklandığı yerden çıkardı. Eğer iyi gizlendiğim bir köşe bulursam orayı asla bırakmaz ebenin tekrar yummasını beklerdim. En sevdiğim diyalog ise ; Kurtsun çık! diyaloğudur. Saklanan kişilerden bir tanesi sona kalır. O kişiyi ebe bulamaz en sonunda da pes eder. Pes ederken de saklanan kişiye kurtsun çık! diye bağırır ve o kişi bir sonra ki oyunda ebe olmaz. Oyunda en çok ben kurt olurdum. Öyle sır gibi sakladığım kuytu köşelerim vardı ki. Hiç birisini asla başkaları ile paylaşmazdım.

 

İstop

Source

İstop, bir adet top ve kalabalık grupla beraber oynanan bir oyundur. Herkes daire şeklinde dizilir, ebe olan kişi ortaya elinde topla beraber geçer. Ebe olan kişi topu havaya atar ve bir kişinin ismini söyler. O kişi topu tutarsa aynısını başkasına yapar. Eğer ismi söylenen kişi topu tutamaz ise o kişi bir renk söyleyerek topu havaya atar. Herkes etrafa kaçışmaya ve söylenen rengi aramaya başlar. Söylenen renkte nesneyi bulup tutarlar. Eğer tutamayan kişi kaldırysa ebe o kişiyi topla vurmaya çalışır. Böyle keyifli bir oyundu.

 

Ortada Sıçan

Source

Her çocuğun o dönemler sıklıkla oynadığı oyunların en gözdesi ortada sıçandır. İki gruba ayrılık ebe olur orta da ki kişiyi vurmaya çalışırdık. Ortada ki kişi eğer topu havada yakalarsa fazladan can hakkı olurdu. Eğer top kaçan kişiye değerse o kişi oyundan çıkardı.

 

Yerden Yüksek

Source

Bir ebe seçilir ve diğer kişiler ebenin etrafında kaçışmaya başlar. Ebe yaklaştığında ise yüksek bir yere çıkarlar. Yüksek yere çıktıkları için de ebe onları ebeleyemez. Eğer yüksek bir yere çıkamadan ebelenirse yeni ebe o olur.

 

Devamı gelecek…

Sevgiler,

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir