Kralkatili Güncesi Serisi: Rüzgarın Adı Ve Bilge Adamın Korkusu (Kitap İnceleme)

Merhabalar.

Uzun zamandır okumayı ertelediğim, Kral Katili Güncesi serisini nihayet bu ay bitirdim. Erteleme sebebini eski yazımda söylemiştim. Bin küsür sayfalı, ince puntolu bir kitap olduğundan dolayı erteleyip duruyordum. Öyle çok sevdim ki o kadar kalın olmasına rağmen çabucak bitirdim. Keşke bu kadar geç tanışmasaydım diyorum şimdi.

Seri, RÜZGARIN ADI – BILGE ADAMIN KORKUSU olmak üzere iki kitap olarak yayımlandı. Üçüncü kitabı ise TAŞ KAPILAR ismi ile bu sene çıkacağı söyleniyor. Bir de serinin sevenleri fazla beklediğinden dolayi Sessizliğin Müziği isminde ara kitap var. Elimde mevcut ama henüz okumadım. Umarım kısa sürede serinin üçüncü kitabına kavuşuruz. Okumak için sabırsızlanıyorum.

Kitaplara geçmeden önce yazar hakkında minik ayrıntı eklemek istiyorum. Yazar, çocukluğunda televizyonsuz bir hayat yaşamış. Televizyonun boşluğunu ise kitap okuyarak doldurması ve hala bile televizyonu olmaması beni çok etkiledi. Bunun artılarını zaten romana kattığı dünyada fark ediyorsunuz. Bambaşka bir dünya yaratmış resmen.

Gelelim kitabın konusuna;

RÜZGARIN ADI ( KRAL KATİLİ GÜNCESİ 1.GÜN )PATRİCK ROTHFUSS

Kvothe, Yoltaşı Hanı’nda hancılık yapmaktadır. Bir gün, hana birisi scrael(örümcek, iblis) getirir. Bu yaratıkların yanlız başına dolaşmadıklarını bilen Kvothe, gece yaratıkları avlamak için dışarıda kamp kurar. O sırada kampın yakınlarından bir adam geçmektedir. Kamp ateşini görür ve Kvothe ile karşılaşır. Bu adam ülke ülke gezip hikâyeler kaydeden Tarihçi‘dir. Olaylar Kvothe ve Tarihçi’nin tanışması ile başlar. Tarihçi, hakkında bir çok hikayeler yazılmış, hikayesi dillere destan olmuş, Kvothe’nin de hikayesinin yazmak ister. Kvothe bunu tek şartla kabul eder. Bu hikayeyi 3 günde anlatarak tamamlamak ister. Işte bu kitap Kral Katili Güncesi hikayesinin birinci gününden oluşmaktadır.

Kvothe, çocukluğundan başlayarak, kumpanyacı ailesi, üniversite hayatını, sosyal yaşantısı, sefil ve açlıkla geçen yılları anlatmaya başlar. Hikayesinde Chandrialı’lar, örümcekler, iblisler, büyücüler gibi bir çok şeyle karşılaşıyoruz. Hikaye içinde en çok sevdiğim şey ise, aralarda geçen kısa kısa masalsı öyküler.

Yazarın kimya ve simyaya olan ilgisinden dolayı, biz okuyuculara bir çok şey öğreniyor. Asitler, sempati yapma, cam küreler ve en önemlisi rüzgar çağırma.  Kvothe’nin rüzgarın adını ögrenmeye çalışması… Bunları okurken çok eğlendim.

Bu arada Kvothe’nin zehir gibi akla sahip bir çocuk olduğunu es geçmeyelim. Ailesi, Edama Ruh’lardan ve iş olarak kumpanyacılık yapmaktadır. Anne ve babası Chandriali’lar tarafından döldürüldükten sonra bir başına kalır ve intikam için yanıp tutuşur.

Ilk kitap Kvothe’nin ailesinin başına gelenler ve okul hayatına kadar geçen kısımlardan oluşmaktadır. Farklı fantastik bir dünya olduğundan, bu dünya hakkında sizlere kısa bilgiler vermek istiyorum.

●Hikâyenin geçtiği topraklara Dört Köşe deniliyor.

●Dört Köşe’de önemli şehirler; Vintas, Modeg, Yll, Ademre, Aturan İmparatorluğu, Ceald ve Birleşik Eyaletlerdir.

● Insanlar Aturan İmparatorluğu’na özgü Aturca dilini konuşur.

● Dört Köşe’de tanrıya, insanlar Tehlu olarak seslenmektedirler.

●Kvothe, ailesinin başında bulunduğu kumpanya ile Dört Köşe’yi gezen, Edema Ruh halkından olmasının gereğinden, müzik ve rol yapmasını çok iyi bilen bir çocuktur.

BİLGE ADAMIN KORKUSU ( KRAL KATİLİ GÜNCESİ 2.GÜN) PATRİCK ROTHFUSS

Hikaye, ikinci kitap ile beraber son hız maceralarla devam ediyor. Serisin en kalın kitabı olduğunu söylemeliyim.

Aynı kadro devam ederken, Kvothe hikayesini Tarihçi’ye anlattıkça ikinci kitapta yeni karakterler ile tanışıyoruz. Ayrıca Kvothe’nin çocukluktan yavaş yavaş çıktığını görüyoruz. Üniversite hayatı devam ederken bazı nedenlerden dolayı ara vermek zorunda kalmasına,  Feyler diyarında Felurian’la tanışmasına, Ademler’in dünyasına girerek, onlardan kavga sanatı uzerine ders almasına şahit oluyoruz.

Ikinci kitap bin küsürlük sayfa olmasına rağmen bitmesin diye yalvaracak duruma geldim. Keşke on binlerce sayfa olsaydı da doya doya okusaydım.

O kadar sevsem de, hikaye içinde sevmediğim bazı şeylerde oldu. Mesela, bir bölümde Kvothe bir çoban ile tanışıyor. O bölümde çobanı Ege ve Konya yöresine ait karışık bir şive yapmışlar. Okurken çok zorlandım ve saçma buldum. Bir de Denna karakterine aşırı uyuzum. Bana mı öyle geliyor bilmiyorum ama hayatımda gördüğüm en bencil insan.

Neyse, Bilim Kurgu – Fantastik, benim en sevdigim türlerin başında geliyor. Eğer bu tarz türleri seviyorsanız, bu kitaba bayılacağınıza eminim. Betimlemeleri o kadar güzel ki, film izliyormuş hissine kapılıyorsunuz. Burada çevirmenin de payını unutmamak gerekiyor. Gerçekten çeviride iyi iş çıkartmış. Ayrıca duyduğum kadarı ile kitap diziye dönüştürülecekmiş. Okurken bu hikaye ya film ya dizi olarak mutlaka beyaz perdeye yansıtılmalı diye düşünmüştüm. Çok mutlu oldum bu haberi duyunca.

Benden bugünlük bu kadar. Telefon ile(telefondan mesaj yazarken çile çeken birisi olarak) bu yazıyı hazırlamış olan beni tebrik ediyor, size sevgilerimi gönderiyorum.

Source

Yazımı, Kvothe’nin ağzından kendini anlatan o cümleler ile bitiriyorum;

>Adım Kvothe. Aşağı yukarı ‘Kıvote’ diye okunur. İsimler önemlidir, çünkü size bir insan hakkında çok şey söylerler. Birinin duymaya hakkı olduğundan çok daha fazla isim duydum.

>Ademler bana Maedre derler. Telaffuz şekline bağlı olarak bu, ”Alev”, ”Gök Gürültüsü” ya da ”Kırık Ağaç” anlamına gelebilir.

 >Beni görecek olursanız ”Alev” ismi hemen aklınıza gelir. Parlak kızıl saçlarım var. Birkaç asır önce doğsaydım herhalde iblis diye yakılırdım. Saçımı hep kısa kessem de pek asidir. Kendi haline bırakılırsa dimdik durur ve beni alev almışım gibi gösterir.

>”Gök Gürültüsü” adınıysa, güçlü bariton sesime ve küçük yaşlarda aldığım sahne eğitimine borçluyum.

 >”Kırık Ağaç” adını hep önemsiz buldum. Tabii şimdi düşününce, bunun kısmen de olsa gerçeği yansıttığını kabul etmeliyim.

>İlk hocam bana E’lir derdi, çünkü akıllıydım ve bunun farkındaydım. İlk sevgilim bana Dulator derdi, çünkü telaffuzu hoşuna giderdi. Bana Shadicar, Eli Hafif ve Altı Tel dendiği de oldu. Kansız Kvothe, Esrarengiz Kvothe, Kralkatili Kvothe de dediler. Bu isimlerin hepsini hak ettim. Hepsinin bedelini ödedim.

>Ama Kvothe olarak yetiştirildim. Babam bir keresinde bunun ”bilmek” anlamına geldiğini söylemişti.

>Tabii bana daha başka pek çok şey de dendi. Bunların çoğu kaba sözlerdi, lakin çok azı hak edilmemişti.

>“Uyuyan höyük krallarından prensesler kaçırdım. Trebon kasabasını yakıp kül ettim. Felurian’la bir gece geçirdim ve hem canıma hem de aklıma mukayyet olabildim. Çoğu insanın kabul edildiğinden çok daha küçük bir yaşta Üniversite’den atıldım. Bazılarının gündüz gözüyle ağızlarına bile almaktan korktuğu yollardan ay ışığı altında geçtim. Tanrılarla konuştum, kadınlar sevdim ve ozanları ağlatan şarkılar yazdım. Benim adım Kvothe, belki beni duymuşsunuzdur.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir