Evimizin Neşeli Patileri

Merhabalar.
Uzun yıllar boyunca evde kedi bakmaya çalıştım. Çalıştım diyorum çünkü bazı dönemler bu benim için hiç kolay olmadı. Buna birazdan değineceğim. Beni tanıyanlar bilir, evimiz de hiç bir zaman kedi eksik olmamıştır. Sizlere bu zamana kadar evimin ferdi olan kedileri tanıtmak istiyorum.

Minnoş ;  Yıl – 2000 

İlk kedimi sahiplendiğim zaman 8-9 yaşlarımdaydım. Hatırlamak istemediğim 99 depreminden bir sene sonra ilk evimize taşındık. Orada yağmurlu bir günde Melih diye bir arkadaşımla yavru kedi bulduk. Ne yapabiliriz diye düşünürken onu orada bırakamayacağımı anladım. Anladım anlamasına ama eve nasıl sokacağımı, bizimkileri nasıl ikna edeceğimi bilmiyordum. İlk girişte hiç kolay olmadı demiştim ya, işte o zorluk babam yüzündendi. Babam evde hayvan besleme konusunda hiç destekçi olacak birisi değildi. Bu yüzden hiç bir zaman böyle bir istekte bulunmamıştım. Bu konuda devreye orta yol bulan Anne figürü girdiği için ilk iş anneme yalvarmak olmuştu. Onu babamla birlikte ikna ettik. O zamanlar klasik kedi isimlerinden olan Minnoş ismini verip ailemizin bir ferdi yaptık. Pencereden okula giderken hep beni izlerdi. Okuldan eve dönerken büyük heyecanla döner kızımla oynardım. 2-3 sene bizimle kaldıktan sonra babam bir gün ben yokken onu araba ile götürüp salmış. Bu benim hayvanlar konusunda yaşadığım ilk travmam olmuştu. O dönemler telefon vs. olmadığı için kızımın hiç resmi yok. Keşke ilk kedimin resmi olsaydı diye hep istemişimdir.

Pakize ; Yıl 2006

 

Pakize bizle 1 sene yaşadı. Son taşındığımız evin oralarda bulmuştuk. Neden Pakize diyecek olursanız inanın bilmiyorum. Annem koydu ona bu ismi 🙂 Tekrar babamın ısrarları üzerine salmak zorunda kaldık. Benim onayım olmasa da mecburen bu durumu kabullenmek durumunda kalmıştım.

İkiz Kardeşler ; Yıl 2007

 

Evde kedilerin uzun süre durmalarının izni olmasından dolayı kedi getirmeyi bırakmıştım. Yine de zor durumda olduklarını gördüklerimi getirmeye devam ediyordum. Bu kedilerden ikisi de bina önünde doğum yapan annelerin yavrularıydı. Evde olmasa da binada bu kedilere bakıyordum. Eve girip çıkmalarına da izin veriyordum. Bir gün ikiz kardeşlerden birisinin(şansız oğlum) ayağı incinmiş halde buldum. Büyük ihtimal üst komşum teklememişti. Ne zaman kedileri görseler çığlık atıyorlardı. Onlar yaptı diyorum çünkü veteriner tekmelendiğini düşünüyordu. Neyse her ne kadar eve kedi almayacağım desem de onu o halde bırakamadım ve  eve getirdik. Ayağı iyileştiği zaman eve girip çıkan kardeşinin peşine takıldı ve araba ezdi. İkinci büyük travmamı da bu şekilde yaşadım. Karşı komşumuz  “kediye araba çarptı” diye haber verince olduğum yere çöktüğümü hatırlıyorum. Ben dışarı bakamadım. @kucukprens (abim) yanına koştu ama onun gözüne bakıp ölmüş. Sanki tanıdık birisini bekliyormuş yalnız ölmemek için. Onun görür görmez hemen orada melek oldu. Çarpan vicdansız hem çarpmış hem de tekmeyle yol kenarna atmış. Belki o son tekme onun tuzu biberi oldu. Neyse olayı hatırlamak istemiyorum. Bu şekilde melek oldu benim şanssız oğlum. Diğer kardeşi de bir süre sonra ortadan kayboldu. Eve gelmemeye başlamıştı. Ezilen oğlumun resmi yok ama kız kardeşinin buldum.

 

Herkül ; Yıl 2010 – 2011

Herkül ile yollarımız @miniklady ile okula giderken kesişti. Okulumuz otoban kenarında bulunuyordu. Derse yetişmeye çalışırken birden önüze miyavlayarak minik bir kedi atladı. Nereden geldi acaba diye etrafa baktığımız da çözemedik. Yol kenarına nasıl geldiğini anlayamadık. Ne kadar evde babam istemese de onu orada bırakamadım Bıraksaydım da arabalardan bir tanesi mutlaka ezecekti. Ezmese de yemek bulamayacaktı. Derse birlikte girdik. Dönerken de minibüse zorla da olsa bindik eve geldik. Bizimle 1 sene kaldı. Ardından babam ben arkadaşımdayken salmış tekrar. Neden diye sorduğumda da hava alması için çıkarttım salmak istemedim dese de ben inanmadım tabi ki. Ben bir ağla bir ağla!

 

Şila; Yıl 2014

Kedilerimin gönderilmesinin vermiş olduğu üzüntülerden dolayı eve kedi getirmedim. Aradan geçen sürelerde baktıklarım oldu ama kalıcı baktıklarım olmadı. Ta ki! Şila’ya kadar. Şila’mın hikayesini Steemit maceramın ilk dönemlerimde paylaşmıştım. Merak edenleriniz varsa buradan  o yazıma ulaşabilirsiniz. Yine de özet geçmek gerekirse, Şila’yı kızlarla piknik yapmak için gittiğimiz bir semtte çok kötü durumda bulmuştum. Etrafta bir sürü kedi olmasına rağmen boş ve halsiz bir şekilde bize bakarken dikkatimizi çekmişti. Beni artık tanıdınız bu bakıştan sonra onu oradan almasam olmazdı. Ve şu işe bakın ki, havanın yağmasından dolayı piknik yapamadık. Sanki bir güç tarafından onu oradan almam için getirilmişim gibi oldu. Onu alıp kızlarla bize geçtik. Yolda yaydığı ölmüş hayvan kokusunu hiç bir zaman unutamayacağım. O kötü kokudan arınsın diye yıkadık. Daha doğrusu @miniklady yıkadı ben ağladım çünkü elimde ölecek diye çok korkmuştum.Ertesi üç gün boyunca veteriner maceramız başladı. Şila’yı muayene eden veteriner hekim bir iki gün daha kalsaymış öleceğini söylemişt. Zaten ölüm gibi kokuyordu. Sabaha çıkamayacak diye uyumadığım günler olmuştu. Şimdi tosun bir kız oldu. O kadar kedilerim sokağa bırakıldı, bu nasıl kaldı diye merak ediyorsanız açıklık getireyim. O dönem ailevi sorunlarımız vardı. Babam Şila’yı fark etmesin diye hep gizli saklı çıktık veterinere. Geldiğimde de odamdan asla çıkartmadım. Hep sessiz olsun diye dua ettim. Artık nasıl ettiysem bugün bile hiç miyavlamasını duymadım kızımın. 3 – 4 gün böyle idare ettik ve ardından babam gitti. Annemle babam o dönem boşandılar. İşte kızım da o gün bugündür hala bizimle kalıyor.

Eğer çocuğunuz olur ve ileri de bir hayvana bağlanırsa lütfen onu ondan kopartmayın. Bu asla unutulmuyor. Ben gözümün önünde gönderilen kedi için çocuklar dövüne dövüne ağlamıştım da yine de hiç fayda etmemişti. Onlar insana o kadar iyi geliyorlar ki. Evde ki tüm mutsuz çocukluğumu onlar sayesinde bir nebze de olsa unutuyordum. Bu yüzden bu canlar benim için çok özel. Sizler de buna benzer durum ile karşılaşırsanız. Çocuğunuzun baktığı hayvanı atmadan önce aklınıza benim yazımı getirin.

 

             

Diğer geçici çocuklar 🙂

 

Bu yazdıklarım haricinde evden kaçan/ belkide gönderilen bu firari kediyi de unutmayalım. 🙂

Sevgiler,

 

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir