Bir baklavanın hissettirdikleri

Merhabalar.
Dayım uzak yerden geldiği için (Kuşadası) annemden yola çıkmadan baklava yapmasını rica etti. Bunu duyan ben acaba annem ne diyecek diye merakla bekledim. Annem kabul ettiği an hemen atladım ortaya “nasıl yani gerçekten baklava mı yapacaksın” diye. Şaşırmamın sebebi baklavayı en son çocukluğum da yapmıştık. Annem ailevi problemlerimiz başlamadan önce bizlere her ayın belirli zamanların da özel tariflerini yapardı. Ev yapımı çikolata, elmalı kurabiye, ıslak kek vs. Bunlardan birisi de mutlaka ev baklavası olurdu. O zamanlar ilkokul-ortaokul dönemlerimdi. O kadar çok heves ederdim ki annemle bir şeyler yapmaya, ellerimi o hamurlara bulaştırınca nedense çok mutlu olurdum. Okuldan gelir gelmez bazen hazır yapılmış olduğunu gördüğümde ise üzülürdüm. Neden beni beklemedin birlikte yapardık diye. Neyse ki baklava zamanı hep yanında olurdum. Onu izlerken ara sıra çiğ hamurdan çaktırmadan bir çimdik parçalar koparır ağzıma atardım. Çaktırmadan yapmak lazım çünkü “Çiğ hamur yenmez! Yersen karnın ağrır!” diye tembihler alırdım. Zaten bizim dönemimiz de o kadar çok şey için tembihler vardı ki. “Çok çay içersen çocuğun zenci olur. Çok kahve içersen kocan zenci olur.” gibi bir sürü komik şekilde bizleri hep korkuturdu annelerimiz.

Şimdi annem ile onca sene sonra tekrar beraber baklava yapmaya giriştik. Tekrar çocukluğumda ki gibi yer sofrasının bir ucuna oturup onu izledim. Eee, artık büyüdüğüm için de cevizleri havanla dövme işlemini ben yaptım. Çocukluğumda aldığım o zevki tekrar alır mıyım acaba diye bir parça çiğ hamur attım ağzıma. O günler de aldığım tat kaybolmuştu belki ama yine de beni o dönemlere götürdüğü için buruk bir mutluluk yaşadım.  İçimden “Ah Tuğba şu hareketi çocukken yapsan bir ton laf yerdin” diye geçirdim. O an dalıp gitmişken annem de demesin mi “hatırlıyor musun çocukken dizimin dibine girer beni izlerdin” diye. Eminim ki o sırada ikimiz de o dönemlere bir güzel gidip geldik. Aklından ne geçti hiç sormadım o da bana sormadı. Sormama gerek yoktu çünkü az çok neler düşündüğünü neler hissettiğini tahmin edebildim.

İşte bu yüzden keşke bazı şeyler hiç yaşanmasaydı da hep o dönemlerde kalsaydık diyorum. Görünüşte alt tarafı bir baklava belki ama bu baklava beni nerelere götürüp getirdi bir bilseniz. Dayım sağ olsun, o istediği için bunu yaşmış olduk. Şimdi dayımdan bahsedince hatırladım. Baklavayı en son 6.cı sınıftayken dayım ve eski eşi Elizabeth ile bize gelmişti. Yabancı olduğu için Türk yemeklerimizi ve bize has baklavamızı yemeden gitmesin istemiştik. Annem de onunla beraber yapmıştı. Dayım da demek ki unutmamış tadını. O zaman hatırlıyorum da Elizabeth tatlının her anını fotoğraflamıştı. Bir de ona isteği üzerine yer yatağı yapmıştık ki değmeyin keyfine. Bir Türk olarak onu örf ve adetlerimizle karşılayıp, uğurladığımız için mutluyduk. Ülkesine döndüğü zaman bir de mektup yazıp çektiği resimleri göndermişti bize. Tabi biz Danca bilmediğimiz için ne demek istediğini pek anlamadık ama çizdiği kalpler ve gönderdiği öpücükler ile az çok bizi ne kadar sevdiğini anlamıştık. Bir süre çat pat mektuplaştık ardından vefat etmişti.

Ah baklava sen beni nerelere götürdün. Şimdi de annem “biz manyak mıyız kız, neden hiç yapmıyoruz ki “ deyince daldığım tüm hayallerden bir çırpıda çıktım. Bu arada baklavanın şerbetini vermedik. Verdiğimiz zaman belki tarifini de paylaşırım. 🙂

 

Sevgiler,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir