2018 Yılında Beğenerek İzledim Filmler 2

Geçtiğimiz günlerde 2018 yılında izlediğim filmlerden bir seri yaptığımı söylemiştim. Bugün serinin ikinci yazısı ile merhaba diyorum.

6- Ready Player One

Source

Film aslında Ernest Cline’nın romanından uyarlanmış. İlk çıktığı zaman alıp okumayı istiyordum ama bir yanım çelişkide kaldı ve kitabı almaktan vazgeçtim. Film çıkmışken de madem o kadar merak ettim izleyeyim dedim. Bu sene izlediğim tek sanal gerçeklik filmiydi. Dört dörtlük olmasa da bu tür film severleri tatmin edeceğini düşünüyorum. Filmde 70 ve 80’ler döneminden video oyunları, film göndermeleri ve o döneme ait şarkılar da mevcut. Film 2045 yılında Colombus/Ohio’da geçiyor. Dünya artık insanlar tarafından harap edildiği için, VR gözlüklerini takıp  OASIS isminde sanal bir dünyada geçiriyorlar. Gerçek dünyada yaşayamadığı hayatları sanal dünyada yaşıyorlar. Özel ihtiyaçlar hariç hemen hemen herkes vaktini burada geçiriyor. OASIS’in kurucusu James Halliday’ın ölmesinin ardından, vasiyet olarak kurduğu sanal gerçeklikte bir oyun bırakıyor. OASIS’in içerisine 3 tane anahtar bırakıyor. Mesela ilk anahtarı bulmak için çözülmesi gereken bir bilmece var,  bir çok oyunda olan Easter Egg gibi. Oyunda ki anahtarları kim bulursa vasiyet ettiği gibi tüm parasını ve sanal gerçeklik dünyasını o kişiye bırakacaktır. Wade isminde ki genç bu anahtarları bulmak için elinden geleni yapıyor. Bakalım bulacak mı?

Çok aman aman bayılmasam da, vakit geçirilecek bir film arıyorsanız izleyebilirsiniz.

7- Searching


Source

Çok uzun zamandır bana farklı bir deneyim yaşatan bir film izlememiştim. Searching, bende bunu gerçekten başardı. Filmlerde tek nefret ettiğim şey, kamera elinde koşan bir insanın olması. Bir an umarım böyle bir şey olmaz dedim.  Neyse ki bu filmde böyle bir şey olmadı. Bunu neden düşündüğümü söyleyeyim ; Film izlerken normal bir kamera ile çekilmiş havasında bir atmosferi yok. Her şeyi bilgisayar, televizyon, telefon, tablet kameralarından izliyorsunuz. Aslında bu bile filmi izlemeye yeterli. Film hiç sıkılmadan merakla izletti kendini. Sanki baba gibi ben de ip uçları arıyormuş gibi hissettim. Olayı bizlere anlatmadıkları için her şeyi ekranlardan izleyerek öğreniyoruz. İstemeden sürekli bir şeyleri takip ediyorsunuz. Kendimi bir an öyle kaptırmışım ki sanki teknolojik bir aletin içerisindeyim ve her şeyi görüyorum ama sesim çıkmıyormuş gibi hissettim. Filmin basit bir konusu olsa da, gerçekten merak ve dikkatleri taze tutmayı başardığı için sevdim. Film de yaşanan şeyler aslında gerçekte de olan şeyler. Film için bir nevi kamu spotu gibi diyebiliriz. Gizem-gerilim seviyorsanız bir şans tanıyın derim.

Konusu ise; David Kim isimli bir babanın 16 yaşındaki kızı Margot arkasında hiçbir ipucu bırakmadan ortadan kaybolur. Baba olayı polise taşır ama polisin ağır ilerlediğini gördüğü için olayı kendi de araştırmaya başlar. Kızının tüm sosyal medya hesaplarını kurcalar. Kızının buralarda bıraktığı izleri takip ederek bir sonuca varmaya çalışır.

 

8- VENOM

Source

Büyük bir Tom Hardy hayranı olarak filmin vizyona girmesini merak ve heyecanla beklemiştim. Beklediğim etkiyi alamadım ama Tom işin içinde olunca yine de sevdim. Herkes filmi acımasızca yerden yere vurmuş ama benim için o kadar da kötü değildi. Eddie ve Venom arasında ki ilişki ilginç ve bir o kadar da güzeldi. Filmin ilk başları biraz sakin geçiyor. Aksiyon ise sonlara doğru ve biraz ortalarda var. Bana kalırsa aksiyon sahnelerini çok kısa tutmuşlar. İşte tam aksiyon geliyor heyecanlanıyorum derken bir den bitiyordu. Bu konuda biraz hevesim kursağımda kalmış olabilir. Film içinde geçen müziklere de ayrı bayıldım. Bu filmde en beğenmediğim şey ise, Eddie’nin sevgilisi rolunu oynayan kadın karakter gerçekten hiç olmamış ya. Karakter o kadar yapmacık duruyor ki, Iron Man filmini hiç izlememiş birisi olsaydım belki kabul edebilirdim ama izlediğim için kabul edemiyorum. Venom’da ki kadın karakter bildiğimiz Pepper Pots çakması olmuş. Neyse, çizgi romanda ki Venom nasıldır bilmiyorum ama ben filmdekini sevdim.  Minik bir not ;Venom karakterini Tom Hardy seslendirmiştir. Filmin bir bölümünde rahmetli Stan Lee’yi de görmek güzeldi.

 

9-  ALPHA (Alfa Kurt)

Source

Bu filmi 2018’in sonlarına doğru izlemiştim. Yirmi bin yıl öncesini(paleolitik çağı) anlatıyor. Bir kabile şefinin oğlu kaba kuvetten çok olayları düşünerek hareket eden bir çocuktur. Babası(kabile şefleri) erkeklerle beraber kışlık yiyeceklerini bulmak için bizon avına çıkma kararı alırlar. Ava çıkmadan önce kabilenin gençlerini de yanında götürerek onlarada avlanmayı öğretmek ister. Bizon avında işler ters gider ve kabile şefinin oğlu uçurumdan düşer. Oğlunun öldüğünü düşünür ve onu orada terk ederler. Keda bir şekilde kurtulur ve yolu bir kurt ile kesişir. Alfa ismini verdiği bu kurt ile hikayesini izliyoruz.

Bence Keda’nın ve Alfa’nın birbirlerini evcilleştirme sahneleri çok güzeldi. Film bir nevi dostumuz olan köpeklerin evrilmesini anlatıyor. Benim gibi köpeklere karşı ilgisi olanlar izleyebilir. Eğer izleyecekseniz mutlaka çocuğunuz ile izleyin, çünkü film hayvan sevgisini ve sorumluluk almayı izleyiciye çok güzel veriyor. Görsel efektler biraz olmamış ama yine de dediğim gibi genç arkadaşların izlemesini tavsiye ediyorum.

Aklımda olanlar şimdilik bu kadar. Hatırladıkça eklemeler yapabilirim.

Sevgiler,

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir