War Horse | Film Önerisi

    kaynak

Ben çocukluğumdan beri bir at ile bağ kurmanın hayali ile büyüdüm. Hala da bu hayalimi gerçekleştirebilmiş değilim. Bu bağı kurmuş insanların dediği gibi, bir at ile yakınlaşamamak olmak ve onun ile bağ kurup dost olmamak çok büyük bir eksiklik. Umarım ileride bu eksikliği tamamlama şansına erişirim. Son günlerde Bold Pilot‘un filmi gündemdeyken sizlere alternatif olması için başka bir film önermek istiyorum. Benim gibi atları seviyorsanız bu filmi de seveceğinizi düşünüyorum. Filme geçmeden önce filmin yönetmeninden bahsedeyim. Stefan Speilberg gerçekten çok başarılı bir yönetmen/yapımcı. El Rayn’ı Kurtarmak(muhteşemdir), Schindler’in Listesi gibi yapımcılığını ve yönetmenliğini üstlendiği severek izlediğim bir çok filmi mevcut. En son Savaş Atı filmini izlemiş aynı güzellikleri bu filmde de yakalamıştım. Stefan, atı öyle güzel oyuncu olarak kullanmış ki hayran kalmamak elde değil. Karşınız da mimikleri ve tavırları ile sanki insan varmış gibi hissediyorsunuz. Bir at üzerinden böyle güzel bir film yapması bence yönetmenin ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor. Bu yüzden yönetmeni ve oynayan atı tebrik ediyorum.kaynak

Filmin konusu ile başlayalım;  Cins bir at olan Joey(başrol atımız), açık arttırma ile satışa çıkarılıyor ve durumu iyi olmayan bir ailenin oluyor. Atı satın alan kişinin oğlu Albert atı çok güzel eğitiyor ve aralarında bir bağ kuruluyor. Almanya ve Fransa savaşı yüzünden bu ikili ayrılmak zorunda kalıyor.  Joey savaş sırasında bir Alman bir Fransız cephesinin eline geçiyor. Her ne kadar savaş filmi gibi olsa da aslında bir yol filmi diyebilirim. İnsan olmayan ve konuşmayan bir baş kahramanın yolculuğunu izliyoruz.

kaynak

İzlerken duygusallığı ve gerçekçiliği ile filmden kendimi alamamıştım. İnsan-hayvan ilişkisi çok güzel işlenmiş. Albert’in atı eğitip tarla sürerek ailesine borçları konusunda yardımcı olacağı bir hikaye gibi başlayıp, ters köşe yaparak savaş filmine dönmesi beni şaşırtmıştı. Savaş gerçekten akıl ziyanı. Özellikle bir sahnede bunu izlerken anlıyorsunuz. Dikenli tellere takılan Joey için Alman ve İngiliz askerin siperlerinden çıkıp o atı beraber kurtarmaya çalışması ve aralarında ki diyalogları izlerken savaş denen şeyin aslında ne kadar saçma bizlere bir kez daha kanıtlıyor. Filmde bu sahne ile beraber beni etkileyen başka sahnelerde vardı. Hatırladıklarım kadarı ile bunlar siper sahnesi, atın ölüm koşusunu yaptığı sahne, gaz sahnesi, sipahilerin ölüm sürüşü ve spoiler olmaması için bahsetmediğim bir kaç sahne. Bunlar gerçekten de çok iyi bölümlerdi. Film de kullanılan araçlar, mekanlar, çekimler karakterlerde olağanüstüydü. İzledikten sonra at sevginiz daha da artacak. En kısa sürede bu filme şans verip izlemeniz gerektiğini düşünüyorum. Ben 5 sene sonra bu gece tekrar izlemeyi düşünüyorum.

Kitaptan uyarlandığını yeni öğrendiğim için alınacaklar listeme bu sene ekledim. Umarım kısa süre içerisinde alır okurum.

Filmden bir replik;

Savaş, herkesin her şeyini alır.

Son olarak;

 “İnsan ruhunun bir parçası hayvan sevgisini tadana kadar uyanmaz.” Anatole France

 

Not ; Faytonlara binmeden önce bir kaç kere daha düşünün lütfen.

Sevgiler,

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir