Bunlar olsa ne güzel olur değil mi?

Merhabalar.
Televizyonda sokak köpekleri tarafından gerçekleşen saldırı haberlerini mutlaka görmüşsünüzdür. Bu aralar bu haberler sıkça gündeme gelmeye başladı. Öncelikle bu haberler tamamen infialdir. Aslında çıkacak olan yasaya zemin hazırlamak için olduğunu düşünüyoruz. Yani birileri yine toplum üzerinde çok güzel algı operasyonu yapıyor. Zaten o birilerinin hep yaptığı şey değil mi bu? İlk olarak kin, öfke algısı oluşturur ardından olacaklara alkış tuttur. Klasik, eşeğini kaybettir sonra buldur taktiği.


kaynak

Sokak hayvanları, sadece hayvan seven insanların sorunu değil ki, bu ülkede yaşayan herkesin sorunudur. En başta devletin sorunudur. Bu sorun hukuksal ve insanca kolayca çözülebilecek iken, topla ormana at, zehirle, öldür, yok et gibi insanlara algı üzerine denemeler yapılıyor. Bunlar yerine çözüm olarak merhametli şekilde uygulanabilecek bir çok alternatif var. Mesela herkes hayvan beslemesin, beslemek için izne tabi olsun, hatta bunun vergisi bile olsun. Sahiplenen hayvanlar devlet tarafından psikolojileri ve sağlıkları açısından düzenli kontrol edilsin. Sonra bakalım bakalım sokakta sahipsiz, saldırgan hayvanlar oluyor mu. Sokaklara mama ve su kapları koymaları gerekiyor.  Bunun üzerine bak bakalım saldırılar oluyor mu. Hayvanlar aç, susuz geziyor, bir de üstüne iki ayaklı varlıklar tarafından itilip kakılıyorlar. Sonra da neymiş efendim “köpek bana saldırdı“. Köpeklerin saldırgan olmasının nedeni tamamen biz insanlar yüzünden. Bu yüzden  geleceğimiz olan çocuklarımızı iyi yetiştirmeye özen göstermeliyiz. İşe ilk olarak hayvan sevgisi ile büyütmek ile başlayın.

 “Hiç bir canlı kötü doğmaz, aynı pitbullar gibi. O canlıyı yetiştiren insanoğlunun eseridir İYİ VE KÖTÜ olmak.”

kaynak

Sokaklarda dolaşan hayvanlarda rahatsız olanlar yüzünden bir çok belediye köpekleri alıp ormanlık alanlara götürüyor. Kimi belediye ise bununla vakit kaybetmeyip direk öldürmeyi tercih ediyor. Bunlara bir çok kişi şahit olmuştur mutlaka. Belediyeler bulundukları bölgenin sokak hayvanları ile ilgilenmek ve onların bakımını yapmak görevi. Bu görevi yerine getirmiyorlar o ayrı ama gerçekten bunu yapmak onların görevlerinden bir tanesi. Her belediyenin güzel barınağı olmak zorunda. Mesela sadece barınak açmak ile bitmiyor. Onu sağlıklı bir şekilde devam ettirmek. Belediye barınaklarına gittiniz mi hiç bilmiyorum, gidenler az çok bilir. Barınakların hali içler acısı. Gönüllü barınakları demiyorum onlar yapmak zorunda olmamalarına rağmen bu görevi sahiplenip, ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar ama koskoca belediyelerin barınakları sefalet içerisinde. Bir sürü sağlıklı, hastalıklı, ufak tür, büyük tür tüm köpekler aynı yere tıkılmış durumda. Buz gibi beton üzerinde uyuyorlar. İlgi deseniz çok az. Sağlık bölümü ise tıpkı mezbaha gibi. Buna buradan ve buradan şahit olabilirsiniz . O kazanılan paraları ceplerine doldurmak yerine barınaklara harcasalar, bu durum çok güze toparlanacak ama önce kendi cepleri dolmak zorundalar. Zaten bir türlü doyuramadık onları.  Bir türlü doymak bilmediler. Doysalar da bizde hayvanlarda rahatlasak artık! Bu bahsettiklerim her belediyeyi kapsamıyor. Bu görevi iyi bir şekilde yerine getiren çok az belediye var ve onlara sözüm yok.

kaynak

Hayvanların barınaklarda ömür boyu kalmasına da karşıyım. Sizler ömür boyu böyle bir ölüm kampı içerisinde yaşamak ister misiniz? Sokaklar onlarla güzel bunu taşındığım bölgede daha iyi anladım. Her sokakta belirli alanlara bir iki tane kulübe koyulması kış soğuklarında onları korur. Onun haricinde belediyeler görevli tayin edip, belirli zamanlarda semt içerisinde dolaşıp, sokaktaki hayvanların durumlarını kontrol etse çok iyi olur. Belediyeleri hallettikten sonra geriye vatandaş yani bizler kalıyor. Bizlerde onları görmezden gelmemek ile işe başlamalıyız. Yaralı bir hayvan görüp belediye veterinerini arayın. Onlar ilgilenmek zorunda. Yapabilirseniz sizler götürün ki böylesi daha güvenli olur. Malum belediyelere henüz bu konuda pek güven olmuyor. O hayvanı ölmemesine rağmen çöpe bile atabiliyorlar. Böyle durum yaşamamak için sürekli hayvanın akıbetini öğrenmeye çalışın. Ben bu şekilde yapıyorum alıp götürürlerse takipçisi var diye biraz daha iyi ilgilenileceğini düşünüyorum. Şimdilik bu konuda kötü bir şey yaşamadım.

kaynak

Geldik son ve en önemli bölüme. Devlet ve bizlerin yapması gerekenlerden bahsettik. Geriye bir tek hayvana şiddet uygulayan caniler kaldı.  Bunlar için tek ceza hapis cezası ve ardından psikolojik bir tedavi olmalı. Ne olursa olsun hiç bir hayvanın canının karşılığı para cezası ile ödenmemeli.  Tecavüz, işkence, zehirleme, silahla zevk için öldürmek gibi bir çok şeye şahit oluyoruz ama tüm bunlara sadece para cezası veriliyor. Böyle olunca bunu yapan cani ki gerçekten yaşandı “parasını verir yine öldürürüm” mantığı ile hareket etmeye devam ediyor. Hapis cezası alsa ve bu ceza ağır olsa bakalım bu caniler elini kolunu sallayarak hayvana ve insana zarar verebiliyor mu? Zaten artık kanıtlanmış. Katiller ilk önce insanları öldürmeden önce ilk adımları hayvanlara işkence etmek oluyor. Hayvana zarar vermek, insana zarar verme içgüdüsü değil mi zaten. Bu yüzden hayvana işkence yapan birisini hiç sorgulamadan ceza evine atmak ve bana kalırsa oradan bir daha çıkartmamak gerekir. Aynısı diğer suçlar içinde geçerli. Cezaların biraz ağırlaştırılması gerekiyor. Yoksa bazı şeylerin önüne geçilemez duruma gelecek.  Şu an sadece köpeklere odaklanmamın sebebi, başta belirttiğim gibi son günlerde gündeme gelen haberlerden dolayı. Bu aralar benim çocukları paylaşmamın sebebi de bu. Olumsuz haberlere rağmen, elimden geldiğince hayvan sevgisini aşılamak, teşvik etmek, örnek olmaya çalışmak.  Okuduğunuz için teşekkürler.

Sevgiler,
TUĞBA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir