Zaman Makinesi – H.G. Wells | Kitap Yorumu

Senenin başından beri kendimi bir türlü kitaplara veremedim. Bunun vicdan azabı ile yanıp tutuşuyorum ama elimde değildi. Ne zaman elime bir kitap alsam sürekli dikkatim dağılıyordu. Tıpkı Zaman Makinesi’nde yaşadığım gibi. Bir kaç aydır okumak için elime alıyordum ama okuyamadan geri bırakıyordum. Neyse ki geçen gün güneşli havanın vermiş olduğu mutluluk ile Zaman Makinesi kitabını bitirdim. Benim gibi bilim kurgu türü kitaplara düşkünlüğünüz varsa, mutlaka İthaki’nin Bilim Kurgu Klasikleri serisine göz atmalarını öneriyorum. Önce bilim kurgu türüne öncülük eden bu önemli yazarımızı tanımakla başlayalım ne desiniz.

 

Herbert George Wells(H.G. Wells); 1866-1946 yıllarında Bromley, Kent’te doğmuştur. Bir manifaturacı dükkanında çıraklık yaparken, Güney Kensington’da Normal Bilim Okulu’nun bursunu kazanmıştır. Burada biyolog bilgini olarak tanınan Thomas Henry Huxley’den biyoloji dersleri almış ve 1890 yılında da mezun olmuştur. Mezun olduktan sonra sağlık sorunları nedeniyle pek uzun sürmese de öğretmenlik yapmıştır . Sağlık sorunlarından dolayı kariyerini bırakmasının ardından gazetede makaleler ve kısa öyküler yazmaya başlamıştır.
Yazarın ilk romanı Time Machine (Zaman Makinesi) 1985 senesinde yayımlanmıştır. Bunun yanı sıra  Dr. Moreau, Görünmez Adam, Dünyalar Savaşı gibi bir çok önemli eserleri bulunmaktadır. Ölene kadar da bilimkurgu, biyografik ve tarihi yazılar kaleme almıştır.

Kitabın konusu;

19.y.y sonlarında geçen olayda baş kahramanımız İngiltere’de ikamet eden bir zaman yolcusudur. Bir gün akşam yemeğine konuklar çağırır ve onlara zaman makinesi olduğunu iddia ettiği icadından bahseder. İcadının ufak versiyonunu masaya getirip ufak bir gösteri yapar. Tabii ki konukları ona inanmayı reddederler ama ev sahibine olan saygılarından bunu belli etmezler. Bir hafta sonra tekrar zaman yolcusunun evinde akşam yemeği için toplanırlar ama zaman yolcusu ortalıkta yoktur. Zaman yolcusu biraz geç kaldıktan sonra bitkin, sefil ve üstü başı perişan bir halde ortaya çıkar. Onlara 802701 yılına seyahat ettiğini ve tanık olduğu yaşamı anlatmaya başlıyor. 

124 yıl öncesinde yazılmış olduğunu göz önünde bulundurursak eğer, uzak bir geleceği böylesine başarılı işlemesi takdir edilecek cinsten. Bir kere de olsa herkes aklından mutlaka “İnsan ırkı gelecekte nasıl bir noktaya gelecek?”, “Dünyamız ne durumda olacak?” diye geçirmiştir. Yazar burada zaman kavramına farklı bir bakış açısı bu sorulara çok güzel yaklaşmış. Ben önceden geleceği çok güzel canlandırırdım. Gelişmiş üstün teknolojileri düşünmüşümdür ama bu tarz kitaplar okudukça teknolojiden çok insanlığı düşünmeye başladım. Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin önemli olan biz insanlar olarak nasıl bir noktaya geleceğiz. Sanki zamanla beraber biz de insanlıktan çıkacakmışız gibi geliyor.

Wells, evrim teorisinden yardım alarak ortaya Eloi ve Morlock olmak üzere evrimleşmiş iki tür ortaya çıkartmış. Eloilar yer üstünde, Morlocklar ise yer altında yaşamaktadır. Eloilar kısa boylu, neşeli, tembel ve aptal torunlarımızdır. Bütün gün gezip, çiçek topluyor, oynaşmaktan başka bir şey yapmıyorlar. Endüstri bir noktadan sonra o kadar gelişmiş ki, her ihtiyaçlarımızı karşılar hale gelmiş. Artık ihtiyaç duyduğumuz hiçbir şey kalmamış. Bu da ihtiyaçtan yoksunluk üretkenliği  ve en nihayetinde aklı da ortadan kalkmasına sebep olmuş. Beni de en çok biz insanlığın evrimin kurbanı olması etkiledi.

Diğer mutasyona uğramış Morlock ırkından bahsedeyim. Zamanla gelişen sanayi ile beraber yer altına büyük fabrikalar kurulmuş, işçi sınıfının torunları ise gün yüzüne çıkmadan sürekli burada çalıştırılmıştır. İşçi sınıfı yer altında yaşamaya mahkum edildiği için zamanla zihinleri körelmiş, ışığa karşı çok duyarlı olmuşlar. Işığa karşı hassasiyetlerinden dolayı da sadece geceleri Eloi halkını avlıyorlar. Bu ırk insanlığın en gerçek formu en nihayetinde onlar olacağı için bu durum beni çok üzdü. Wells, Emekçi ile Kapitalist arasında ki farkın derece derece açılmasını bu ilginç teorisi ile çarpıcı bir şekilde anlatmış.

Daha fazla uzatıp büyünün bozulmasını istemiyorum. Kitap biraz karanlık ama çok etkileyiciydi. Yazarı tasvirleri öyle güzeldi ki, yarattığı dünyayı gözümde canlandırmam hiç zor olmadı.  Öykünün sonuna gelince keşke biraz daha devam etseydi dedim. Kısa ama içerisi dolu dolu bir kitaptı. İnsanlığın doğa karşısında ki çaresizliğine ve sınıf farkına yaptığı göndermeler yerinde ve bir o kadar da şaşırtıcı buldum. Zamanda yolculuğun ilk kitaplarından olduğu için mutlaka okumanızı öneriyorum.  Filmi de yapılmış en kısa sürede ona da göz atacağım.

Kitaptan alıntılar;

Değişimin ve değişime gereksinimin olmadığı yerde akıl da yoktur.

Insanlığın başına neler gelmişti? Ya zulüm ortak bir tutku olmuşsa? Ya Bu arada ırk gelişip insanlığını kaybetmiş ve insanlık dışı, merhametsiz ve karşı konulamaz derecede güçlü bir yaratık haline gelmişse?

Gerçekte dört boyut vardır, üçüne uzayın üç düzlemi adını veriyoruz, bir dördüncüsüyse zamandır.

Göz ardı ettiğimiz bir doğa yasasıdır bu; değişim, tehlike ve belanın telafisi olan entelektüel kıvraklık. Ortamıyla mükemmel uyum içindeki bir hayvan kusursuz bir mekanizmadır. Doğa asla, alışkanlık ve içgüdü işe yaramaz oluncaya dek seslenmez zekâya. Değişimin ve değişim ihtiyacının olmadığı yerde zekâ yoktur. Sadece bir sürü ihtiyaç ve tehlikeyle baş etmek zorunda kalan hayvanlar zekâdan pay alır. 

Zaman Gezgini’nin İnsanlığın Gelişimi’ne hiç de iyimser bir gözle bakmadığını ve durmadan büyüyen uygarlığı önünde sonunda yaratıcılarının üstüne yıkılıp onları yok edecek ahmaklık yığını olarak gördüğünü biliyorum – çünkü bu sorunu Zaman Makinesi’nin yapılmasından çok önce tartışmıştık. Madem böyle, o zaman böyle değilmiş gibi yaşamaktan başka çaremiz yok.

Bir düşünür için, yazılmamış kitaplar çok daha çekicidir. Çünkü zaten sayfaları ortada yok. Uykusuz gecelerde onları okumak için ışığa da gerek yok.’

Varlığını bir an bile sürdüremeyen bir küp gerçekten var olabilir m

i?

Zihinsel çok yönlülüğün değişim, tehlike ve belanın telafisi oluşu, gözden kaçırdığımız bir doğa yasasıdır.

 

Sevgiler,
TUĞBA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir