Game of Thrones 8×3 İnceleme | The Long Night |SPOILER

Bir diğer Game of Thrones gününden selamlar.
Dizi incelememe başlamadan önce bir kaç şey söylemek istiyorum. Eski sezonlarda diziyi izledikten sonra yeni bölüm için beklemek gerçekten çok zordu. Tuhaf bir şekilde zaman bir türlü  geçmek bilmezdi. Şimdi ise öyle mi? Hayır!  Şuan üçüncü bölüme nasıl bu kadar çabuk geçtiğimizi anlayamıyorum. Zaman bana mı bu kadar hızlı akıyor yoksa sizde de böyle oldu mu? 3 hafta az bir süre değil. Ne ara geçti gitti anlamadım bile. Zaman resmen su gibi akıp gidiyor! Bitecek olmasını henüz idrak edip sindirememişken, zamanın bu şekilde akması açıkçası beni üzüyor. Neyse az önce üçüncü bölümü derin bir soluk vererek nihayet bitirdim. Bu yazı SPOİLER içerdiği için diziyi henüz izlemeyenler için uyarmak zorundayım. 

kaynak

80 dakika süren bölümün ismi UZUN GECE‘ydi. Diziyi izleyen herkesin sabırsızlıkla beklediği savaş sahnesi nihayet bu bölümde bizlere sunuldu. Daha önce bu kadar uzun savaş sahnesi izlediğimi hatırlamıyorum. Açıklamalara göre bu sahnelerin çekimi zort şartlar altında 55 gün sürmüş. Böyle bir bölümü bizlere sunmak adına verdikleri emek için onlara kocaman sarılmak istiyorum. Soluksuzca izlediğim bu bölümün tek eksi yanı aşırı karanlık sahneleri olmasıydı. Zaten heyecandan yerimde duramadım. Bir de bu karanlık sahneler yüzünden ekrana yapışarak izlemek zorunda kaldım. Tamam bölüm Long Night ve Gece Kral’ı kışı getiriyor, bu yüzden karanlık olması doğal ama keşke çekimler bir tık daha aydınlık olsaydı. Ya da benim bilgisayardan mı kaynaklı bilemedim ama izlerken çok zorlandım. Bunun haricinden gelmiş geçmiş en iyi Game of Thrones bölümü oldu benim için. Bunu savaş sahnelerinden değil verdikleri uzun süreli gerilimden dolayı söylüyorum. Ne kadar diziyi sevsem de bazı kısımlarda benimde beğenmediğim anlar oldu. Neyse ki aksiyon sürekli ilerlediği için bunu görmezden geliyorum. Bir yandan heyecan, bir yandan ağlama, bir yandan da gerilim derken bölüm soluksuz bir şekilde bitti. Şimdi sıra geldi adım adım bölümü sizler için incelemeye.

kaynak

 

Bölüme Sam’in titreyen elleri, yüzünde ki korku ve nefesi ile başladık. Sam’in oyunculuğunu çok beğeniyorum. Ben zaten bu detaylı sahneden itibaren gerilmeye başladım. İlk dakikalarda karakterler arası geçişler ve yüzlerinde ki ifadeler çok hoşuma gitti. Savaş öncesi sessizlik ve o bekleyiş öyle güzel işlenmiş ki, sanki bende oralarda bir yerler de savaşı bekliyormuşum gibi gerildim. Ölülerden önce Melisandre geldi(neden gitmişti ve nasıl geldiğine kafa yormak istemiyorum) Gelir gelmez Dothraki’lerin kılıcını yaktığı sahne çok güzel değil miydi? (Dothrakilerin silahlarının ejderha camı olmaması da bir o kadar saçmaydı) Daha düşmanı göremeden savaşa koşmaları ve kılıçların sönüp ölmelerinin saniyeler almasına “yok artık!” oldum.  Resmen koskoca Dothrakiler saniyede talan edildi. Ardından gökten ölü yağar gibi ölüler yağmaya başladı. Her şey o kadar çabuk ilerledi ki karanlık bir bölümü izlemek için cebelleştim resmen. İlk çarpışmada Sam’i kurtarırken Ed öldü. Sam’ı bir an önce savaş meydanından çekmeleri için yalvarsam da sesimi duyuramadım 🙂

 

kaynak

Bu olaylar yaşanırken ben de diğer herkes gibi Dany, Jon ve ejderhalar nerede diye didindim durdum. Onlar o sırada Gece Kral’ının getirdiği kar fırtınası ile boğuşmakla meşguldüler. Savaş planlarını zaten beğenmemiştim bir de bunun üstüne o taktikleri uygulamadıklarını görmek beni çok sinirlendirdi.  Bran’i yalnız bırakmamaları gerekirken onu sadece Theon’a bırakmaları riskli bir hareketti.

kaynak

Arya’nın kale içinde ki sahnesini yüreğim ağzımda izledim. Onu korurken Eric öldü. Sürekli ölümden dirilen bu adamın görevinin de Arya’yı kurtarmak olduğunu ayaküstü öğrendik. Diğer ölen karakterimiz de kendisi minik ama yüreği kocaman savaşçı kızımız Lynaa Mormont oldu. Kendisine yakışır şekilde devi öldürüp öldü. Mahzende ki ölülerin dirilmesine de hiç şaşırmadım çünkü bunu zaten bekliyordum. Beklemediğim şey ise mahzende pek fazla ölüm olmamasıydı.

kaynak

Karakterler arası geçişleri çok sevdim. Savaşırlarken ana karakterlere gidip gelen sahneler de “acaba kim ölecek” diye çok gerildim.  Her köşede ayrı bir mücadele vardı ve onların yorgun düştüklerini izlerken çok iyi hissediyorsunuz. Hadi sinirden tırnaklarımı yediğim sahneye geçelim. Dany’nin Ejderhasını yere indirdiği bir sahne vardı. Yahu yerde binlerce ak gezen var sen ne diye ejderhanı yere indiriyorsun ki. Hadi onu geçtim, Gece Kralı’nı yakmaya çalıştığı sahnede bön bön beklemesi yok mu beni bitirdi. Adam ejderha alevi ile ölmüyor işte al ejderhanı uzaklaş ondan. Daha önce bir ejderhanı aldığını unuttun galiba. İkincisini alamaz diye bir kural yok ki. Neyse ki öyle bir şey olmadı. Bu arada Dany’i hep ejderha üstünde savaşırken görüyorduk. Bu bölümde ilk defa eline kılıç alması güzel detaydı. En güzeli de onu ölene kadar koruyan, yaşlı aşığımız Jorah ile beraber savaşması oldu. Ölene kadar koruyan dediysem gerçekten de ölene kadar korudu. Bir ara kamera Sam’e geçti ve savaş ortasında ağlarken gördük. Öyle güzel oyunculuk sergilemiş ki o psikolojiyi bize çok güzel yansıtmış. Bir de arkadan müzik vermesinler mi, işte buradan sonra gözlerim dolmaya başladı. Hatta bir ara Hodor’un da ölülerin arasından çıkıp gelmesini bekledim. Gelseydi güzel bir ayrıntı olabilirdi bence.

kaynak

Theon’un öleceğini diğer yazımda belirtmiştim. Kahraman göstermeye çalışacaklardı ki öylede yaptılar. Karakteri ilk başlarda sevmiyordum ama işkence gördüğü zamanlardan sonra ona çok acımıştım. Bu bölümde de ölümüne üzüldüm. Bran’in ona “iyi bir adamsın, teşekkür ederim” demesi ve Theon’un öleceğini anlaması üzerine gözünden yaş geldiği sahne beni duygulandırdı. Üzerine bir de son sahnelerde ki müzikler iyice o moda soktu beni. Bu bölümle beraber artık Theon kendisini affettirdiğini düşünüyorum.

kaynak

Son olarak günün kahramanı ilan edilen Arya’ya geçiyorum.  Arya’nın Night King’in yanına nasıl gizlice geldiğini çok düşündüm ama bulamadım. Yüz değiştirerek desek ki, sadece öldürdüğü kişinin yüzünü aldığını hatırlıyorum. Bunun haricinde son bir kaç bölüm bizlere, Arya’nın insanlara nasıl sessizce yanaştığı konusunda kısa algılar vermişlerdi. Sanırım bu şekilde geldi. Nasıl yanaştığını anlayamasam da, güzel bir taktikle Night King’i öldürdüğünü söyleyebilirim. Bu sahne sonrası “neden başından beri Arya’yı göndermediler ki?” diye düşündüm. Madem onlara hissettirmeden yanaşabiliyor, önce Arya’yı gönderebilirlermiş. Bu kadar kargaşaya da gerek kalmazmış. Sekiz sezondur Night King gözümüzde öyle büyüdü ki, bu şekilde ölmesi benim için çok ani oldu. Bir şekilde Arya’nın öldüreceğini tahmin ediyordum ama bu bölümde olacağını düşünmemiştim. Her şey birden bitiverdi. Bir yandan da tek bir bölümle Night King olayını bitirmeleri iyi oldu diyorum.

kaynak

Savaşın şuan tek kârlısı Cercei oldu. Savaşmadan  Night King ve ordusundan kurtuldu.  Rakibi Daenaery’s ordu gücünü kaybetti. Dothrakilerin hepsi öldü mü, yoksa bir kısmı Ejderha Kayası’nı korumakla mı görevli bilemiyorum ama büyük çoğunluğunu gözlerimizin önünde telef olduğunu biliyoruz. Kış tepesine gelen bir çok orduyu da kaybettiler. Bunların aksine Cerci ordusuna güç katmaya devam ediyor. Hatırlarsanız en son filleri alamamış olsa da Golden Company’i ordusuna katmıştı. Kuzeyde ki askerlerin savaş yorgunluğu düşünürsek işleri çok zor. Şaka maka kadın oturduğu yerden bir savaş kazandı 🙂

kaynak

Diğer detaylar ;

Arya’nın ok ile Tazı’yı kurtarması ; bu ikilinin değişik ilişkisini seviyorum.
Tyrion – Sansa sahnesi; bu ikili konuşmadan sadece bakışları ile bizlere çaresizliği çok güzel hissettirdiler.
Arya’nın bir grup white walker ile dövüşmesi; ki çok güzel bir dövüş sahnesiydi.
Jon ve Dany ejderhalar ile gelirken arkada verilen Targaryen müziği; Jon’un da artık Targaryen kanını taşıdığını net bir şekilde öğrenmesinden sonra verilen müzik güzel bir detaydı.
Ejderhaların gök yüzünde ki sahneleri; Sevdiğim sahnelerdendi. Görsel olarak çok güzel bir iş ortaya çıkartmışlar.
Lekesizler Ordusu; Bence en güzel savaşan ve en karizma olan grup Lekesizler ordusuydu.
Night King’i öldüren hançer; Zamanında Valyrian çeliği olan bu hançer, Bran’ı öldürmek için kullanılmıştı. Bugün ise Bran’ı kurtaran hançer olması güzel bir detaydı.

En sinirlendiğim sahneler ;

  • Jon’un buz ejderhasına anlamsızca bağırdığı sahne; O neydi öyle ya? İntihar girişimi gibi. Tamam belki yaptığı şey savaş psikoloji yüzünden olabilir. Bilmiyorum da bağırınca devasa ejderha dize gelecek mi sandı? Bu bölümde hiç bir işe yaramayan Jon’un, en azından bu sahnede bir şeyler yapmasını bekledim ama olmadı.
  • Melisandre’nin ölüme yürüdüğü sahne; Bu kadının sırlarını hiç öğrenemedik. Savaş kazanılmışken bu şekilde kendini öldürmesi garip geldi.
  • Bran’nın bu bölümde de hiç bir şey söylemeden bön bön oturması; Bu bölümde en azından bir şey söyler dedim ama yemin etmiş gibi yine konuşmadı. Bir de ben gidiyorum deyip kargaları warglaması ne alaka anlamadım. Hadi etrafı gözlemiyor diyeceğim, Night King dibine kadar geldi. Ben bir an acaba ejderhalardan birisini mi warglayacak ama onuda yapmadı. Ne yaptı bilmiyorum. Hiç bir yardımı dokunmaması sinirimi bozdu. Bir kaç sezon Bran’ın ne kadar önemli olduğu üzerine yoğunlaşılması ama Bran’nın önemli yaptığı bir şey olmamasına ne demeli?
  • Azor Ahai’nin konusu geçmesine rağmen bu bölümde göremememiz; Göremeyecektik madem neden konusu geçti. Azor Ahai Night King’i öldürmesi gerekiyor diye hatırlıyorum. Kızıl rahibe Stannise, Jon’a sen Azor ahai olabilir diye yanaşmadı mı? Bir de üstüne bu yüzden küçük bir kız ölmedi mi? Tüm bunlar boşunamı oldu yani? Şimdi Jaime Azor Ahai olup Cercei taht savaşı yüzünden mi öldürecek anlamadım. Ben bunu bu savaşta göreceğimizi düşünüyordum.
  • Ghost’u bir kenara atmaları; Yıllardır kısa sahnelerle gösterdiniz. Sezon finalı yapıyorsunuz bari en azından savaşırken görseydik. Jon’u ya da diğer Stark’lardan birisini korurken de izleyebilirdik. Dothrakilerle neden ön plana atılmış anlam veremedim. Ayrıca öldüğünü de düşünmüyorum. Öldürecek olsalar gayet izleyici karşısında öldürürlerdi. Ben Ghost’u hala ümitsiz bir şekilde de olsa  Nymeria ile beraber savaşırken göreceğimi düşünüyorum.
  • Sam’ın ve savaş bilmeyen kişilerin hala yaşaması; Tamam Sam’ı seviyorum ama Game of Thrones bizi hep ölümlerle şaşırtmış bir dizi olmadı mı? Ben bu şaşırtmayı bu bölümde çok bekledim. Ana karakterlere o kadar çok ak gezenler musallat oldu ki, bu çatışmalardan hepsinin sağ çıkmaları mucize değilde ne? Bunun sebebi George R.R. Martin’in tembeliğine yoruyorum. George R.R. Martin neden tembellik ettin de diziyi başka ellere bıraktın?
  • Surları boş bırakmaları; Zaten size savaş taktiklerini saçma bulduğumu söylemiştim. İşte bakın diğer saçma şey de surları savunacak adam koymayı düşünmemiş olmaları. Ak gezenler diplerine geldiği zaman okçuları surlara göndermeyi akıl ettiler.
  • Night King ve komutanlarının hiç dövüşmemesi; Yıllardır beklediğimiz yerlere göklere sığdırılamayan bu karakterin dövüşmesini tek ben mi bekledim acaba? Bir an Jon ile dövüşecekler sandım ama olmadı. Tamam adam kılıç sallamadan direkt silah olarak ölüleri diriltiyor, yine de en azından bir karakterle savaştırmaları güzel olabilirdi.
  • Tahta barikat; Bu barikatı görünce zaten şaşırmıştım. Bunun işe yarayacağına nasıl inandılar aklım almıyor. Ne bekliyorlardı ki? Tahtaların uzun süre yanacağını, White Walker’ların onlara yaklaşamayacaklarını mı düşündüler. Tahtanın yanma süresi ne kadar uzun olabilirdi ki?
  • Ejderhanın Jon’u öldürememesi; Biliyorsunuz ki buz ejderhası koskoca Sur’u bir üflemesi ile yerle bir etmişti. Bu bölümün son anlarında Jon’un, Bran’nı kurtarmaya gittiği sahne var. Bu sahnede Ejderha buz alevi üflerken Jon duvar arkalarına saklanıyor. Sur’u yıkmış buz ejderhası nedense Jon’un saklandığı duvarı yıkamaması gözüme takıldı.
  • Night King’in amaçları ; Night King’in amaçlarını detaylıca öğrenemeden bu bölümde bitirildi. Geçen bölümde Bran kaba taslak anlatsa da bence Night King’in hikayesine biraz daha açıklık getirebilirlerdi. Kitaplardan az çok biliyorum ama bilmeyenler için biraz daha detaya inmeleri hiç fena olmazdı.
  • Eric ve Jon; Eric Arya’yı koruması için diriltildi madem, Jon neden diriltildi o zaman? Savaşta insanların kazanmasına karşı sorunum yok ama keşke farklı epikte yapsalardı.

Havada kalan bazı şeyler olsa da, yine de her şeye rağmen beğendiğim bir bölüm oldu. Hiç diyalog geçmeden bizlere hissettirilen sahneler, savaşın atmosferi muazzamdı. Az çok konuşmalar olur diye düşündüm ama bizlere bir saat boyunca güzel bir savaş sahnesi izlettiler. Neyse benden bu kadar o kadar uykusuzum ki arada saçmalamış olabilirim kusura bakmayın.

: center;">
kaynak

Sevgiler,
TUĞBA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir