Game of Thrones 8×4 İnceleme |The Last of the Starks

Merhabalar.
Bir Game of Thrones günü daha geldi çattı ve ben incelemek için hazır ve nazır bilgisayarımın başına geçtim. Havalar burada kötü şekilde bozulduğu için internette kopmalar yaşamaya başladım. Yine de pes etmeden sabaha karşıda olsa yazımı mutlaka bitireceğim. Bugün izlediğim bölüm bana eski Game of Thrones ruhunu verdi. O havayı verdi vermesine ama sinirlendiğim sahneler de oldu. Onlar neler mi? Haydi! Sizlerde bu bölümü izlediyseniz gelin hep beraber neler yaşandı inceleyelim. Eğer izlemediyseniz bu yazının tamamı  SPOİLER içereceğinden okumamanızı tavsiye ediyorum.

kaynak

Bu bölüme savaş sırasında ölenlere veda ederek dramatik bir giriş yaptık. Dany-Jorah, Sansa-Theon  çiftlerin bu vedalaşma sahnesini ben çok sevdim. Törenin ardından uzun yıllar görmediğimiz bir zafer kutlaması ile devam ediyoruz.  Bu kutlamalar içerisinde yalnız bir Deanerys görüyoruz. Kraliçe Yedi Krallığa adım attığından beri bu yalnızlık devam ediyor. Hatırlarsanız Esos’ta Dany’e “Anne” diye hitap ediyorlardı. Onu o kadar çok seviyorlardı ki, orada hiç böylesi bir yalnızlık hissetmiyordu. Kuzey’de ise işler çok başka hale geldi. Burada gerçekten çok yalnız. Son bölümlerde ise giderek yalnızlaşmaya devam ediyor. Bu yalnızlık ve tahtın diğer hak sahibi yüzünden tıpkı babası gibi “MAD KİNG” olma yolunda ilerliyor gibi. Ya da ters köşe yapmak için bize bu şekilde hissettirmeye çalışıyor olabilirler. Bu konuda iyice paranoyak bir şekilde ilerliyor.. Onun fanı değilim ama yalnızlaştığını izlerken hiç üzülmedim diyemem. Taht yolunda yaşadıklarını düşününce de hak veriyorum. Neler yaptığını hatırlayalım. Her şeye rağmen Night King’le olan savaş için Kuzey’e gelip destek çıktı. Bu yolda çocuğu gibi sevdiği bir ejderhasını ve ordusunun büyük bir kısmını kaybetti. Bunun sonucunda ne oldu? Onu değil de Jon’u kahraman ilan ettiler. Kendisini kanıtlamak için elinden geleni yaptı. Gendry’i Lord ilan etmesi bile yetmedi. Kuzey’in biraz bu konuda acımasızlık yaptığını düşünüyorum. Özellikle de Sansa’nın. Yaşadıklarından dolayı güvenmemesi normal ama bunca şeye rağmen artık Dany’e güvenmesi ya da aradaki soğukluğu eritmesi gerektiğini düşünüyorum.

kaynak

Kutlamanın ardından Dany ve Jon sahnesi bizi karşıladı. Jon’un tahtta iddası olmadığı konusunda ki düşüncesi maalesef Dany’i sakinleştirmeye yetmedi. Gerçekleri kimsenin öğrenmemesini istese de, oldukça dürüst olan Jon, bu gerçeği tabi ki de kardeşleri ile paylaştı. Bu sahneyi bizlere göstermediler ama kardeşlerinin gerçeği öğrendikten sonraki tepkilerini görmek isterdim. Bran konusunda artık bir beklentim yok. Bu bölümde yine esrarengiz bir kaç cümle ve bakışlar ile karşımızdaydı. Artık Bran konusu bir an önce açıklığa kavuşturulmalı diye düşünüyorum.

Şu bakışlar beni benden aldı!
kaynak

Adım adım tekrar savaşa gidiyoruz. Winterfell’de vedalaşmalar başladı. Beni can evimden vuran sahnede burada oldu. Jon’un Tormund ile vedalaşması sırasında “Ghost’u da götür” demesini duyunca sinirden deliye döndüm. Bu kadar  duygusuz bir sahne olacağını tahmin etmemiştim. Ben mi hayvanlara düşkünüm diye gereksiz sinirlendim acaba? Kıyamam bir de yaralar almış ama kimse hayvana ilgi göstermedi. Bir de Jon’a bakışı ve iç çekmesi, o an ekrandan içeri girip ona sımsıkı sarılmak istedim. Ben Ghost’un önemsizleştirilmesini anlamıyorum. İlk başlarda öyle güzel işliyordu ki aralarında ki ilişki ama son sezonlar bu anlamsızlaştırıldı. Ona bu şekilde duygusuz bir vedayı hiç yakıştıramadım. Bu veda böyle olmamalıydı!

kaynak

Delicesine sinirlendiğim diğer sahneye geçelim. Rhaegal’in ölüm sahnesi cidden çok saçmaydı. Dany o kadar yüksekten gelirken gemiyi fark etmemiş olmasını görmezden geliyorum ama Ejderha Kaya’sına giderlerken tedbirsiz gitmelerini anlamıyorum. Kralın Şehrine bu kadar yakın bir yere nasıl böyle rahat bir şekilde geliyorsunuz? Cercei’yi cidden çok hafife alıyorlar. Diğer ejderhayı da yine saçma sapan bir şekilde kaybettik. Ejderhaları savaşta kaybetseydik bu kadar üzülmezdim inanın.  Daenerys’in ordusunu ve ejderhalarını alarak, gücünü Cercei’ye denk getirmek için yapıldığını biliyorum ama en azından başka şekillerde olsaydı. Bu kargaşada Missandei de kaçırıldı.  Ne şekilde ve nasıl kaçırıldığına girmek istemiyorum. Bölüm sonunda onuda maalesef kaybettik. Cercei’nin teslim olmayacağını hepimiz biliyorduk. Kendisi de zaten hatırlarsanız Ned Stark ile bir konuşmasında, “Taht oyununda  ya kazanırsın, ya da kaybedersin, diye bir şey söylemişti. Buna rağmen Dany  ve kafilesi savunmasız şekilde nasıl Cercei’nin ayağına gittiler anlam veremiyorum. Orada istese kalan son ejderhayı da, Dany’i de öldürebilirdi. Bu arada Cercei gerçekten çok zeki. Her hareketini en ince ayrıntısına kadar planlıyor olması bunu kanıtlıyor. Bence Jaime onu öldürmek için yola çıktı. Hatırlarsanız Cercei, Jaime’yi gözden çıkartmıştı. Bunun üzerine Jaime’nin  Cercei’yi nasıl kandıracağını merak ediyorum.

kaynak

Bir evladını ve gözlerinin önünde güvendiği son kişiyi de kaybeden Deanerys kendisini iyice kaybedecek gibi. Güvendiği Jorah ve Missandei vardı onları da kaybetti. Her ne kadar Tyrion’a güveniyor gibi gözükse de tamamen güvenemiyor. Gittikçe yalnızlaşan Dany ‘i görmek beni üzdü. Onu dizginleyecek hiç kimsesi kalmadı artık. Bu yüzden paranoyakça hareketler sergilerse hiç garipsemem. Bu kadar şey yaşamasına rağmen bu şekilde sakin kalabilmesine şaşırıyorum. Onun yerinde belki biz olsak çoktan saldırmış tahtı almıştık. Son sahnede ki oyunculuğunun da hakkını yememek lazım. Öfkeyi, çaresizliği çok güzel bir şekilde yansıttı bize. Bölüm eski haline dönmüş gibi beni çok sevindirdi. Sinirlendiğim sahneler olsa da bölümü sevdim.


kaynak

Diğer sahneler;
Bronn, Jaime, Tyrion; Bu bölümde olmasa da olur bir sahneydi. Bronn’un arbaletle elini kolunu sallayarak kale içerisine girmesi ve arada geçen diyaloglar saçmaydı.

Brienne- Jaime- Tormund aşk üçgeni; Yüzümü güldüren sahnelerden birisiydi. Biliyoruz ki, Tormund’un  Brienne karşı zaafı vardı.  Jaime gelince işler değişti. Bu bölümde Jaime ve Brienne ikilisini görmek Tormund’un moralini çok bozdu. Bu konuyu Tazı’ya açması da çok absürttü. Neyse ki üzüntüsü çok kısa sürdü de kendisini başka kollara attı. 🙂 Jaime ve Brienne ilişkisinin bu kadar ileri taşınacağını hiç düşünmemiştim. Her zaman platonik kalacak diye düşünürken birden ters köşe olmuş olsam da, Brienne adına da mutluyum.

Gendry&Arya ; Gendry, Lord olduktan sonra gaza gelip Arya’ya “evimin kadını ol” diye evlilik teklifi etti. Arya’yı küçüklüğünden beri tanıyoruz. Bu teklifi kabul etmeyeceğini hepimiz biliyorduk. O zaten hiç bir zaman Lady olmamıştı.

Bran&Tyrion ; Bran’nın en azından bu sahnede bir şeyler söylemesini isterdim.  Sağ olsun yine bizi yanıltmadı. Bir iki cümle kurup gitti.

Sansa ve sır; Jon sırrını kimseye söylememesi için Sansa’ya yemin ettirdi. Yine de buna rağmen sırrı paylaştı. Sansa bu bölümde bizlere ailesinin değil, Kuzey’in geleceğini daha ön planda tuttuğunu göstermiş oldu.

Tyrion- Varys; Varys bu bölümde niyahet kendisini gösterdi. Kralın şehrinden eskisi gibi haber getirmeye başladı bile. En önemlisi de taht adayı konusunda ki düşünceleri oldu. İkili baş başa hangisi daha iyi yönetir diye konuşma yaptılar. Varys, aklında ki kişinin Jon olduğunu net şekilde belirtti.   Tyrion’a “sence hangisi iyi yönetir” diye sorduğunda, Tyrion ;“ama o kral olmak istemiyor” demesi üzerine onunda aslında Jon’un Kral olmasını istediğini net bir şekilde öğrenmiş olduk. Varsy bir şekilde Dany’e ihanet edecek. Bu sahne sonrası Dany’nin kehanetlerden bir tanesi aklıma geldi. “Parfüm kokulu yardımcıya dikkat et!” bunun kim olduğunu bu bölümde öğrenmiş olduk. Varys son bölümlerde geri planda gösteriliyor olsa da aslında taht oyunları konusunda çok usta ve acımasız bir karakter. Finale doğru Jon’u tahta geçirmek için büyük bir plan uygularken görürsek şaşırmayalım. Adam daha Dany’i görevi başında görmeden yeni kral arayışına girdi bile. Bir de Tyrion’nun “Dany ne olacak” sorusuna bakışı vardı ki, ondan artık her şeyi beklerim ben.  Bu karakteri cidden özlemişim. İşte bu tarz sahneler diziyi Game of Thrones yapan sahneler.

Arya&The Hound ; Bu ikilinin ilişkisini çok seviyorum. Tazının abisi ile karşılaştığı sahneyi merakla bekliyorum. Ghost’un üzen vedası üzerine en azından Arya’nın yolda Nymeria ile karşılaşmasını umut ediyorum. 

Missandei; Missandei’nin ölmeden önce ki “Dracarys” sözü, Dany’nin daha fazla öfke ile dolmasını sağladı. Cercei gerçekten ne kadar acımasız olduğunu burada da gösterdi.

Son olarak; Bir tane ejderhamız kaldı. Bari şu son ejderhaya zırh yapın Allah aşkına


75RZ">kaynak

Benimde gözümden kaçmadı tabi ki 🙂

 

Sevgiler,
TUĞBA

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir