Game Of Thrones 8×5 The Bells | İnceleme

Merhabalar.
Bugün yine Game of Thrones günü! Finale son bir bölüm kaldı ve benim içim çok buruk arkadaşlar. Neyse ne yapalım hayat böyle. Her güzel şeyin bir sonu vardır.  Bazı tutarsızlıkları görmezden gelerek, bugün ki bölüm hakkındaki düşüncelerimi sizlerle paylaşacağım. İncelemeye geçmeden önce her zaman olduğu gibi uyarımı yapmak zorundayım. Bu yazı bölüm hakkında SPOİLER içerecek. Bölümü hala izlemediyseniz lütfen okumayın!

kaynak

Sevdiğimiz karakterlerin ölümünü bu bölüme saklamışlar resmen. Dakika bir gol bir Varys’i kaybettik. Teori yazımda da bahsetmiştim. Deanerys , Varys’e ilk karşılaştıkları sahnede bana ihanet edersen seni yakarım demişti ve öylede oldu.  Bazı tutarsızlıkları görmezden gelecektim ama içimde tutamıyorum. Size de oldu mu bilmiyorum ama bu bölüm bana nedense ruhsuz geldi. Nasıl anlatsam bilemiyorum. İzlerken böyle kopukluk hissettim. Varys’in ölüm sahnesine geldiği noktaya kadar da bunu aynen bu şekilde hissettim. Senaryodan kaynaklı mı bilmiyorum ama bir şeyler oturmamış gibiydi. Neyse, Varys ölmeden önce Demir  Taht’ın varisi hakkında mesaj yazıyordu. Dizide gönderdiğini göstermediler ama ben bu sırrı bir kaç yere kuzgunlarla gönderdiğini düşünüyorum. Hatta Tyrion, Dany’e “Varys size ihanet etti” demesi bu yüzden. Bir şekilde kuzgunları gönderdiğini gördü. Öyle olmasaydı “size ihanet edecek” derdi.


kaynak

Deanerys’in her şeyi kaybetmesi ve yaşadığı tüm şeyier onun öfkelenmesine haklı bir sebepti. Yine de bu derecede bir öfke ani olmadı mı? Delirmesini bekliyorduk ama bu konunun altı dolması için ona biraz daha zaman vermeleri gerekiyordu.  Onun yerine yüzeysel bir şekilde işlendi. Son sezonda aniden delirmesini sağlamaları çok aceleye getirdiler. Belkide izlerken hissettiğim şey bu yüzdendir. Şehir düştükten sonra çanlar çalınınca duracaklarını söylemesine rağmen durmadı. Kitaplarda az çok bu sonu tahmin ediyorduk zaten. Hikaye bir şekilde Jon ile Dany üzerine kuruluydu ve böyle bir delirmeyi bekliyorduk. Sadece altını fazla doldurmadan vermeleri izleyenleri biraz şaşırttı o kadar. Yine de Dany için mutlu son görmek yerine bu şekilde olması benim çok hoşuma gitti. Dizinin ruhuna yakışan şey de bu değil mi zaten. Dany’nin fitilini Jon ateşledi. Öpüşme sahnesinde geri çekilmeyecektin be Jon! Etrafında seveni kalmayan kıza yapılır mı bu. Al işte yaktırdın tüm şehri. Babasının yapamadığı şeyi sen gittin kızına yaptırdın 🙂

kaynak

Ordunun tüm şehri talan ettiği sahneyi izlerken çok etkilendim. Devler kapışırken nedense hep masumlar zarar görüyor. Tüm şehir gözlerimizin önünde cayır cayır yandı. Şehir yanıp kül olurken, hepimizin tüm sezon boyunca beklediği Tazı ve Dağ kardeşlerinin karşılaşması gerçekleşti. Tazı’nın yanma hikayesini biliyorsunuz. Abisi küçükken yüzünü sobada yakmıştı. O günden sonra abisine karşı hep intikam besliyordu. Birde bu olaydan sonra ateşe karşı fobisi oluşmuştu. İkilinin dövüşü olması gerektiği gibiydi bu beni memnun etti. Gerçi bir ara Tazı’nın az kalsın Oberyn Martell gibi intikamını alamadan öleceğini düşünmedim değil. Bu korkuyu sizlerinde yaşadığını düşünüyorum. Neyse ki, abisini son anda tutup o çok korktuğu alevlere karşı atladı. Böylece ateşle başlayan intikam, ateşle de sonra erdi. Ölümüne tabi ki üzüldüm ama intikamını almış olmasına da çok sevindim. İkilinin sahnesi bence güzel olmuş.

kaynak

Ah jaime! Dizide karakter gelişimini en çok sevdiğim kişiydi. Onun gerçekten değiştiğine öyle inanmıştık ki, şimdi tekrar başa döndük. Cercei için ölmesi aslında hiç değişmediğini gösterdi. Bu arada ikilinin ölüm sahnesini hiç beğenmedim. Bence bu son Cercei için çok merhametli oldu. Bir de kehaneti unutmamak gerekiyor. Hani onu en küçük kardeşi öldürecekti? Dizide de yanılmıyorsam kehanet sahnesini işlediler ama aon kehanetin gerçekleştiğini göremedik. Çocuklarının ölümü, kendinden genç bir kraliçe gibi kehanette ki bir çok şeyi yaşadı. Sadece ölümü kardeşini elinden olmadı o kadar. Euron ile Jaime sahnesi açıkçası biraz fan servis olmuş. Bu sahnenin amacını cidden anlamadım. Yine de bu sahnede Euro’nun nasıl zır deli olduğunu da görmüş olduk. Ölürken bile hala “Jaime’yi öldüren benim” diye sevinmek nedir yahu. Neyse ki ölümüne hiç üzülmediğim bir karakter oldu.

kaynak

Arya’nın yanıp kül olmuş bir şehirden, mucizevi bir şekilde kurtuluşuna değinmek dahi istemiyorum. Tamam ölmesini bende istemiyorum ama en azından keşke bu kadar abes sahneyi gözümüze sokmasalardı. Neyse, onun bakışlarından da anlıyoruz ki listesine Dany’i de ekledi. Son sahnede karşısına beyaz bir at geldi ve o ata binip şehirden ayrıldı. Bu sahneyi gözümüze sokmaları rastlandı değildir diye tahmin ediyorum. Bunun üzerine biraz düşündüm ve aklıma iki ihtimal geldi. Birincisi zayıf bir ihtimal gibi belki ama atı  Bran’ın kontrol edip getirmiş olma ihtimali. İkincisi ise, temizliği çağrıştırdığı için umudu simgeliyor olma ihtimali. Arya’ya bu bölüm bu kadar odaklanmasının sebebi olabilir bu. Finale doğru Arya konusunda önemli bir gelişme görebiliriz.

Diğer göze çarpanlar;

 

kaynak

Altın mürettebat; Bu ordu ilk sezondan beri çok güçlü diye bahsedildi. O kadar övgü ve bahsetmelerinin sonucunda saniyede yok olmalarına çok şaşırdım. Böyle olacaktı madem neden bu kadar bahsedildi bu ordudan. En azından bir iki kılıç salladıklarını görseydik fena olmazdı.

kaynak

Tyrion ve Jaime ;  Çocukluğundan beri cüce olduğu için hep canavar olarak dalga geçilen ve sevilmeyen Tyrion’u bir tek Jaime sevmişti. Bu sahnede buna değindiği an ve birbirlerine sarıldıkları an çok duygulandım. Bu sahneden sonra Tyrion’u bayağı sevdiğimi fark ettim.

Gri Solucan; Silahlarını bırakmış adamlara çok üzüldüm ama orada ki savaş sahnesi çok gerçekçi çekilmiş. Burada Gri Solucan’ın aşkını kaybetmesinden sonra, tekrar nasıl ruhsuz bir lekesiz komutanı haline döndüğünü gördük. Öyle ruhsuzlaşmış ki bunu ordusunu geri dönmelerini söyleyen Jon’a karşı bakışlarında görmek mümkün.

Bazı kısımlar göze batsa da genel olarak sahneler güzel çekilmiş. Dizi yakında final yapacak. Bizi böyle güzel bir proje ile ekranlara bağlamalarından dolayı büyük saygı duyuyorum ki bu saygıyı gerçekten hak ediyorlar. Ne olursa olsun o bizim göz bebeğimiz. Bu yüzden diziye pek fazla yüklenmemize gerek yok diye düşünüyorum. Bazen izleyip keyfini sürmemiz gerekiyor. Ben de son sezon öyle yapıyorum. Fiziken çok yorgun bir günümdeyim. Bunun nedenini sizlere bir sonra ki yazımda anlatacağı

m ama şimdilik kısa kesmek zorundayım lütfen kusuruma bakmayın.

Sende Hoşgeldin küllerin kraliçesi.
Size de iyi geceler Steemit 🙂

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir