Hacksaw Ridge | Film Öneri + İnceleme

Uzun zamandır film önerisi ile karşınıza çıkmıyordum. Her gece uyumadan önce mutlaka film ya da dizi izlerim. Bazen öyle güzel filmler ile karşılaşıyorum ki, bunu kesinlikle paylaşmalıyım diyorum. Tıpkı dün gece olduğu gibi.. Dizi ve filmleri biliyorsunuz ki Stremio isimli programla izliyorum. O program da daha önce izlerim diye kütüphaneme film ve diziler ekliyorum. Buraya eklediklerim genellikle izlemek için acele etmediğim ikinci plana attığım filmlerdir. Bu aralar izleyecek bir şeyler bulmakta sıkıntı çekiyordum. Bu yüzden kütüphanemde ki filmlere göz atayım dedim ve Hacksaw Ridge isimli filminin uzun süredir listemde olduğunu fark ettim. Dün sabaha karşı izleyip bitirdim. Filmi öyle çok beğendim ki, uykuma yenik düşmeseydim eğer sıcağı sıcağına hemen paylaşacaktım. Savaş konulu filmlere karşı bakış açımı yıllar önce izlediğim, Saving Private Ryan(Er Rayn’ı Kurtarmak) isimli film değiştirmişti. Er Rayn’ı Kurtarmak filmi eminim hepinizi etkilemiştir(bu filmi hala izlemeyen varsa, hemen şimdi yazıyı okumayı bırakıp izlesin). İşte bugün bahsedeceğim film de sizi en az onun kadar etkileyecektir. İzlemeniz için güzel bir neden daha vereyim mi? Hacksaw Ridge’in (Savaşın Gerçek Yüzü) yönetmen koltuğunda, Cesur Yürek filminin başrol oyunculuğunu ve yönetmenliğini yapan Mel Gibson oturuyor.

kaynak

Hacksaw Ridge(2016), biyografik bir savaş filmidir. İkinci Dünya Savaşı sırasında gönüllü sıhhiye olarak savaşa katılmış, inançları nedeni ile silah ve benzeri öldürücü aletler taşımayı reddeden Desmond Doss’ın hikayesini  konu alıyor. Tarihe adını ilk vicdani retçi olarak yazdırmayı başarmış bu adamın hikayesini mutlaka izlemenizi istiyorum. Bundan sonrası spoiler içerebilir.

Detaylı inceleme ;

 

kaynak

İlk dakikalarda karakterin gelişimini izliyoruz. Doss’ın,  cephede dostlarını kaybetmiş alkolik bir babası, dinine düşkün annesi ve bir de kardeşi var. Doss, çocukluğunda kardeşi ile oyun oynarken bir taşla kafasına vurup ölümle burun buruna gelmesine sebep olur. Bu durum yüzünden şiddetten uzak durma kararı alır. İçinde sağlıkçı olmak isteyen ama hiç bir eğitim almamış Doss, birisini kurtarıp hastaneye getirmesi ile hayatı değişiyor. Doktorun hastaya yapılan ilk yardımın onun hayatını kurtardığını söylemesi Doss’ı çok etkiliyor. Karakterimiz aslında burada hayat kurtarmanın ne derece önemli olduğunu anlıyor. Bu olaydan sonra hastanede tanışıp aşık olduğu hemşireden kitaplar alarak sürekli kendini geliştiriyor. Ülkede onun için savaşıp hayatını kaybedenler olduğu için de vicdanı daha fazla rahat etmiyor ve savaşa katılma kararı alıyor. Öldürmek ahlaki değerlerine ters düştüğü için de sıhhiyeci olarak görev yapmak istiyor. Eğitimlerde eline silah almayı reddediyor ama üst rütbeye sahip olan kişiler onu bu konuda çok zorluyor. Sırf bu yüzden askeri mahkemede yargılanıyor. Ona yaşattıkları tüm olumsuzluklara rağmen inancını sürdürüp pes etmemesi beni çok etkiledi.


kaynak

Filmin yarısında, Amerikan askerleri Hacksaw Yamacı’na gitmek için yola çıkarlar. O yamacı tırmanıp,  oranın kontrolünü Japon askerlerin elinden almak isterler. Bölgeye giderlerken oradan dönen yaralı ve ölü askerlerle karşılaştıkları sahne beni çok etkiledi. Araba yüklü ölü bedenler ve yaralı askerlerin travmalarını gördükten sonra aslında savaşın ne denli kanlı ve vahşi olduğunu bana bir kez daha hatırlattı. Amerikan askerleri Hacksaw Yamacı’na ulaştıktan hemen sonra Japonlar ile çatışmaya giriyor. Kolların, bacakların ve gövdelerin havada uçuştuğu bu sahneler inanılmaz gerçekçiydi. İzlerken sanki o an sizlerde oradaymışsınız gibi hissedeceksiniz. Bol kanlı bir çatışmadan sonra Amerikan askerleri çekilmez sorunda kalıyor. Geride sadece Doss ve yaralı askerler kalıyor.  O tepeden aşağı inse inebilirdi ama o inancı gereği kalmayı tercih etti ve yardım dileyen yaralılara koştu. Hiç durup dinlenmeden, içlerinde düşman askerlerinde olduğu 75 tane yaralı askeri tek başına tepeden aşağı indirdi.  Böylelikle Doss tarihte ilk “vicdani retçi” olarak, onur madalayasını almıştır. Filmin sonlarına doğru gerçek karakteri ve kurtardığı askerlerin konuştuğu kısımlar eklenmiş ki bu filmi daha da anlamlı kılmış.

kaynak

Bir savaşta eline silah değmeden, tek bir kurşun dahi sıkmadan savaş kazanılabilir mi? Peki, kahramanlık sadece adam öldürmekten mi geçiyor? Doss aslında savaşın sadece öldürerek değil, ölmek üzere olanları kurtararak da kazanılabileceğini gösteriyor. Bireysel inancın bu kadar güzel ve derinlemesine işleyen başka bir film izlediğimi hatırlamıyorum. Bu filmi; aslında en güçlü silahımızın insani değer ve duygular olduğunu bana tekrar hatırlattığı için, bu yıl izlediğim en iyi film olarak seçiyorum. İzlerken çok etkisinde kaldım. Bir de film de  Heredot’un “Barışta oğullar babalarını gömer, savaşta babalar oğullarını”  alıntısı vardı. Kimin aklına gelmiş senaryoya eklemek bilmiyorum ama çok yerinde kullanmışlar.  Film öyle tam tarafsızmış gibi olmasa da, göze batan Amerikan milliyetçiliği olmaması güzeldi. Belki izleyenler İncil’i çok yüceltmişler diye düşünenler olabilir. Bunun Amerikalı bir askerin hayatını konu aldıklarını unutmamak gerekir. Böyle olması çok normal yani. Eğer

yazıyı okuduktan sonra filmi izlerseniz düşüncelerinizi bekliyor olacağım.

Sevgiler,
TUĞBA

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir